11 Nisan 2015 Cumartesi

İlknur Birdal Röportaj

Satılık kitabının yazarı İlknur Birdal ile tatlı mı tatlı ve de çok samimi bir röportaj gerçekleştirdik. Umarım sizlerde okurken benim gibi büyük bir keyif alırsınız.

Öncelikle biraz kendinizden bahseder misiniz, İlknur Birdal kimdir, günlük hayatında neler yapar?

-Öncelikle sana bu güzel röportaj için teşekkür ile başlayayım. Ve evet şimdi kendimden bahsedebilirim sanırım. İlknur Birdal 27 yaşında, hayatın hızına ve temposuna ayak uydurmaya çalışan biriyim. Yazmaktan, okumaktan, müzik dinlemekten ve vay be dedirtecek dizi ve film izlemekten zevk alırım. Deniz ya da ağaçlık bir alan olduğu sürece nereye gittiğim pek fark etmez benim için. Yemek menüsü geniş aslında. Malum farklı birçok lezzeti içinde barındıran bir mutfağa sahibiz. Beni içine çektiği, dili ve anlatımı hitap ettiği sürece her türü okuyabilirim. Yeri geldiğinde bir tarih kitabına ya da ansiklopedi kitabına bile gömülen bir insanım. Okumayı yazmak kadar, yazmayı yaşamak kadar seviyorum demek benim için en uygun cümle olur kanımca. Uzun bir tanıtım mı oldu ne :)




Yazmak sizin için ne ifade ediyor, yazmasaydım eksik olurdum dediğiniz anlar oluyor mu?

-Yazmak benim için tek cümleyle yaşamak ve nefes almak. Yazmasaydım ben, ben olmazdım.

İlk önce internet ortamında yazmaya başladınız, peki ilgiye göre yazdıklarınızda değişiklikler yaptığınız oldu mu? 

- Hayır ilgiye göre değişiklik yapmadım yapmam da. Çünkü benim kurgularım, benim hayal gücüm ve benim dünyam. İsteğe göre hareket edildiği zaman o kurgu hayal dünyam olmaktan çıkar bence. Benim diyemem.

Yazdıklarınızın kitap olmasına nasıl karar verdiniz ve kitabınızı elinize aldığınız o ilk an neler hissettiniz?

-Hiç kitap çıkarmak gibi bir düşüncem olmamıştı çünkü kalemimin yetersiz olduğunu düşünüyordum. Değer verdiğim ve kalemine hayran olduğum bir yazar hocam yazdıklarımı beğenip kitaplaştırmamı teklif etti ve o andan sonra kitap işine daha ciddi bakmaya başladım. İlk yazdıklarımla kendimi geliştirmeye çalıştım ve ardından 5. kurgumda ilk hikayelerime göre geliştiğimi fark edip adım atmak istedim. Karışık bir duygu. Hem çok değişmiş ama aslında her şey aynıymış gibi. Farklı bir his yani. Tam adını koyamıyorum.

Sizce yazmak yetenek işi midir, yoksa öğrenilebilir mi?

-İçten yazmak gelmiyorsa ne kadar uğraşılır olsa da okuyucuya his vermez bence. Hem yetenek hem okumak. Çok güzel bir söz var bu konuda. Önce yaşamak, sonra bol bol okumak ve en son yazmak gelir diye. Bence çok doğru.

Kitabınızı okurken ben kurgusuna hayran kaldım. Kurgularınızı neye göre yapıyorsunuz belirli bir kuralınız var mı yoksa içinizden ne geliyorsa onu mu yapıyorsunuz?

-Her kurgunun hikayesi farklı aslıda ama belli bir kuralım yok. İçimden ne geliyorsa yazıyorum fakat yazarken kurgusu dışına çıkmamaya özen gösteriyorum. Kafamda belli başlı şeyler oluyor kurguyla ilgili. Onun sınırından çok çıkmamaya çalışıyorum.

Piyasaya yeni çıkan kitapları takip ediyor musunuz? Ve sizin vazgeçilmezim dediğiniz kitapalrınız ve yazarlar kimler?

-Elimden geldiğince takip ediyorum elbette. Net ortamında olduğumuz için daha çabuk haberimiz oluyor yenilerden. Öncelikle şairleri söyleyeyim yoksa içime dert olur. Orhan Veli, Nazım Hikmet, Özdemir Asaf başı çekiyor. Adam Fawer, Brenda Joyce, İnci Aral, Jane Austen, Yaşar Kemal, Julia Quin, Nora Roberts.. Bu liste uzar gider sanırım :)

Bize biraz Satılık kitabının çıkış sürecinden bahsedebilir misiniz? Nasıl karar verildi kitap olmasına, ne kadar bir sürede okuyuculara sunuldu?

-Aslında bundan ikin yıl önce bir teklif almıştım fakat o an erken olduğunu düşünmüştüm. Sonrasında araya bazı olumsuz şartlar girince bir süre yazmaya ara verdim. Nihayetinde döndüğümde dosyamı bu kez ben atmıştım. Editör ile görüşmelerimiz olumlu geçince de artık bir şansımı denemeliyim dedimç Adım atmadan yürünmüyor. Adımımızı attık umarım alnımın akıyla bu yolda yürümeyi başarabilirim.

Peki okumayanlar için Satılık kitabını nasıl anlatırsınız? 

-Satılık içinde birçok çifti barındırdığından hangisinden bahsetsem bilemiyorum. Her aşk kendi sınavıyla cebelleşir bu yoğun çift trafiğini anlatmanın en uygun kısa cümlesi benim için. Gerçek hayatta yaşanabilecek bir olay kız karakterin başına gelenler. Üvey babası tarafından satılan bir kızın bu kaos içinde yaşadıkları ve bu sürecin ardından doğan bir aşkı anlatıyor. Baş karakterlerin yanında etrafındaki insanların da hayatlarına dokunarak ilerliyor. Her aşkı hissedebiliyoruz aslında. Aysel'in Umut'a tutulmasını, Hüzün'ün Devran'ı benimseyebilmesi ve Devran'dan aldığı güç. Asi'nin Emir'i kazanma çabaları. Hepsinin kendi aşkı içinde verdiği savalar ve bu süreçte başlarına gelenler diyelim kısaca.

Yeni kitabınızı ne zaman okuyacağız?

-Şuan yazma aşaması bitmek üzere. Bir aksilik çıkmazsa Haziran ayında içimizi ısıtacak bir aşk okuyacağız.

Peki yazmaya yeni başlayanlar için siz neler önerirsiniz ?

-Bol bol okumak gerekiyor öncelikle. Ve yazmayı sevmek. Mesela geçen biri kafamda bir kurgu var nasıl yazmam gerekiyor diye sordu. Ben hep önce yazdım, kurgu sonra geldi. Yazmayı seviyorum çünkü. Eğer gönülden geliyorsa bir şekilde yazacaklar ve yazdıkça daha iyi olacaklar. Okudukça ve yazdıkça gelişiyor insanın kalemi. Eğer seviyorlarsa sonuna kadar devam diyorum. Kimse okumasa bile yazsınlar. Benim ilk hikayemi 3 kişi okuyordu. Sonra 30 oldu sonra 300.. Hayla dünyalarını bir gemi yapıp dalgalandırsınlar sayfaları. Önce kendileri için sonra başkaları için yazsınlar. İnsanı en mutlu eden bu :)

Ve son olarak okurlarınıza neler söylemek istersiniz?

-Hepsine yürüdüğüm yolda destek oldukları için sonsuz teşekkür ediyorum. Bir mesajları, ufak bir yorumları kötü olan günümü bile neşeye boğuyor. Sevgileri cıvıl cıvıl halleri ve beklentisiz samimiyetleri kesinlikle hiçbir şeyle ölçülemez. Kocaman seviyorum onları. Beni yüreklerine dahil ettikleri için şükran borçluyum onlara. İyi ki ve umarım hep olurlar. Canlarım onlar benim. Hepsini en güzele, Rabbime emanet ediyorum daima. Her duamda yüreklerinde yer eden dileklere ulaşmalarını diliyorum.


İlknur Birdal İletişim Adresleri : 

Satılık Kitabını Alabilceğiniz Adresler : 

7 Nisan 2015 Salı

Satılık - İlknur BİRDAL



“Sen benin başıma gelen en güzel yanlıstın. Seni seviyorum Devran.. Mutluluk benim için senin dudağının arasında ve sen bu gece beni sevdigini fısılda.”

Devran ve Hüzün’ün tanışmaları okuduğum diğer kitaplara göre çok çok farklı. Normalde biz karakterleri daha çok kusursuz olarak görürüz. Devran biraz kusursuz fakat Hüzün öyle değil. Üvey babası yüzünden yediği dayaklarla vücudunda birçok yara ve iz var. Zaten başına ne geliyorsa bu üvey babası yüzünden geliyor. Yazar aslında kitabında biraz hayatın gerçeklerinden bahsetmiş. Okuduğum her yeni satırda kurguya hayran kaldım diyebilirim. Okurken bol bol böyle anne ve baba olmaz olsun diye söylenerek göz yaşlarıma zor hakim olduğum bir serüven Hüzün ve Devran’ın serüveni. Başta Hüzün’ün Devran’a olan nefretiyle başlıyor kitap. En sonunda ise ikisinin muhteşem aşklarına şahit oluyoruz. Kitapta değinmeden geçemeyeceğim bölüm başlarındaki şiirler var ki beni benden aldılar o kadar güzellerdi ki kitabı elimden alıp bakan biri hepsini işaretleyip yıldızladığımı görebilir fakat içlerinden bir tanesi var ki onu sizlerle paylaşmak istiyorum.

"Hayatlar faklı, yaşamlar farklı
Kimse Aynı yoldan, aynı ayakkabıyla geçmiyor.
Aynı taşa takılıp düşmüyor kimse
Yeniden aynı duyguyla, kalmıyor ayağa.
Birini yargılamak için ;
Yaşamak Gerekir.
Aynı taşla tökezleyip, ayn duyguyu tatmak gerekir.
Aynı zorlukları yaşamak, göğüs germek gerekir.
Aynı yolu aynı ayakkabıyla yürümek gerekir.
Yargılamak için,
O hayatı yaşamak gerekir."
Kitabın çok derin bir kurgusu var aslında hikayesi çok bağlıyor kendine ki ben kitap okurken keyif yapmayı seven biriyimdir. Kitabı okurken yanına çay aldım be yudumlayarak içerim diye düşündüm ki kitaba kendimi kaptırıp çayımı soğuttuğumu sonradan fark ettim. Kitabın konusuna ufak bir giriş yapmam gerekirse, Hüzün tam hayatının ismini alan bir kız taki Devranla tanışana kadar. Hüzün'ün üvey babası Salim onu kumar borcu olduğu Kazım'a satar. Kazım'da onu barında hayat kadını olarak çalıştıracaktır. Hüzün'ün tüm hayatı yerle bir olur. Ve ölmeyi düşündüğü anda karşısına Aysel çıkar. Aysel onun o bataklıktan çıkmasına yardım edeceğini söyler ve ona ablalık yapar. Bütün çabalarına rağmen Hüzün'ü işe çıkmaya zorlayan Kazım'a boyun eğer ve ilk iş için onu hazırlar. Barda otururken yeni ortağının gazı ve biraz da içkili olmasının verdiği etkiyle Hüzün'ü ister ve olaylar buradan sonra başlar. Eğer okumadıysanız okumanızı tavsiye ederim kesinlikle pişman olmayacaksınız. Ben bu şahane kitapla doğum günümde tanıştım ve sizlerin de tanışmasını isterim. Bir sonraki blog yazımda yazarımız İlknur Birdal ile röportajım yer alacak. Umarım yorumu keyifli bir şekilde okumuşsunuzdur. Bu arada bloguma facebook sayfası açtım herkesi beklerim. Orada yorum yapacağım ve yorumu yapmadığım fakat okuduğum kitaplardan alıntılar da bulabilirsiniz. Link aşağıda yer alıyor, sevgiler :)


Son Olarak kitaba oyum : 5/5 ❤❤❤❤❤