26 Aralık 2015 Cumartesi

Mimlendim! :)




Herkese merhabalar! Son Sayfası "Hayat" blogu beni mimlemiş :) Epeydir böyle bir etkinlik yapmıyordum. Bu biraz kişisel bir mimleme olmuş :) Kendimi anlatmayı pek beceremem ama deneyeceğim :)

Ben de  Mor Düşler Kitaplığı ve ilginç bir şekilde tanıştığımız Kitap Sahili 'ni mimliyorum! :) 

Evett başlıyorum :)

Uzaktan soğuk ve asık suratlı gözüksem de arkadaş ortamımda çok gülerim ve samimi olduğumu düşünüyorum.


 

Çayı hiç sevmem ama istisnasız her  gün kahve içerim. Tam bir kahvekoliğimdir! :)


Bir insanla ilgili ilk gördüğümde veya konuştuğumda kanıya varırım ve o kişi hakkında düşündüğüm şeyler hakkında pek de yanılmam. Altıncı hissim epey kuvvetlidir. Balık burcunun en güzel getirisi bu sanırım :)



Cemal Süreya'nın "Hayat kısa, kuşlar uçuyor." sözünü çok severim.

Kitap okurken dünyadan öyle soyutlanıyorum ki beni o dünyadan koparım gerçek dünyaya döndüren kişilere arada kızabiliyorum. 


Tam bir ev kuşuyumdur. Gezmeyi pek sevmem.. Evde kalıp kitap okumayı veya film izlemeyi gezmeye tercih ederim.
Fotoğraf çekmeyi çok severim fakat çekilmek için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.

Çok acayip huylarım vardır. Mesela silginin arka kısmını kullanmam. Bu huyum yüzünden pek çok kişi tarafından dalga konusu olduğum doğrudur.

Her insanda olduğu gibi egoist insanlardan nefret ederim. Kendine özgüven iyidir fakat fazlası ego yapar ;)

Dobra bir insanımdır. Ne düşünürsem söylerim. Bu huyum yüzünden çok eleştirildiğim doğrudur.

Kitap okumak dışında ilginç bilgiler araştırmayı çok severim.
Kitap okurken aşırı derecede kendimi kaybedip karakterlerine kızdığım anlarda epey saydırır ve etrafımdaki kişiler tarafından deli damgası yemeye bayılırım (!)

Theo James hayranıyım :) 

Alt yazılı film izlemeyi severim :) 
Bir oda dolusu okunacak kitabım olsa yine kitap alırım :D
Özenti insanları hiç sevemem. Özenti olup kusursuz olacağına kendi olup kusurlu olsun.

24 Aralık 2015 Perşembe

KGBT 20. Tur | Çapkın Düşler - Christine Bell | Kitap Yorumu



Yazar : Christine Bell
Yayınevi : Nemesis Kitap
Sayfa Sayısı : 272
Basım Yılı : 2015 

Herkese merhabalar! Yeni tur kitabımızla karşınızdayım! Facebook sayfamızdaki çekilişe ve alıntılara göz atmak isterseniz tık tık. Bu aralar okul yoğunluğum sebebiyle ne kitap okuyabiliyorum ne de yorum girebiliyorum. Epey bir üzgünüm bu durum karşısında... Umarım en kısa zamanda aktif dönemlerime geri dönebilirim. Neyse tekrar tur kitabımıza geri dönelim. Çapkın Düşler oldukça akıcı bir kitap her zaman yaptığım gibi yoruma tamamen girmeden önce size içeriğinden bahsedeyim.. 

"Çöpçatanlık şirketinin sahibi Grace Love, eski erkek arkadaşının kalbinde açtığı yaralardan sonra çareyi müşterilerine ruh eşini bulmakta arar. Ortağı Serana'nın desteğiyle yeni aşklara yelken açmaya çalışsa da kendini güvende hissettiği tek yer komşusu Trick'in yanıdır. Ancak Trick konusunda tereddütleri vardır. Çünkü Trick çapkın bir tiptir. 
Trick ise Grace ile tanıştığında çapkınlığı bırakmıştır. Ancak tüm yakışıklılığına ve çekiciliğine rağmen Grace bir türlü onu fark etmiyordur. Aklında planlar kuran Trick yeni bir karakter yaratır ve Grace'i kendine aşık etmeye çalışır. Oldukça masum bir duyguyla başlayan bu planı Grace öğrendiğinde ise masum olacak mı?"

Evett! Konusu kısaca böyle :) 
Kitabın öncelikle tasarımından başlamak istiyorum. İçindeki fontlar benim çok hoşuma gitti. Kapağındaki kızda çok güzel bütün kitap boyunca Grace'i o olarak hayal ettim. Trick'i ise İan Somerhalder olarak hayal ettim çok uyumlu oldu :D Kitapta en çok kızdığım nokta ise Trick'in Grace'e oyun oynamasıydı. Hadi onu geçtim bir türlü söyleyememesiydi. Kitap kısa olunca çok içeriğe de girmek istemiyorum. Kısacası ;
Kitap hem akıcı hem de güzel tasarımlı bir kitap. Açıkçası ben kitabı okuyamama durumu (reading slump) içerisindeyken okudum ve kısa olmasına karşın biraz tereddüt ettim ama gayet akıcı ve  güzel bir kitaptı. Grace'in ve Trick'in cesaret isteyen aşklarını okurken hem sinirlenecek ve kitaba müdahale etmek isterken bir yandan da bitmek istemeyeceksiniz. Bu arada güzelim maviş kapağına da bir şans vermenizi isterim. Okumak isteyip de tereddüt eden varsa bir çırpıda bitirebileceğiniz tarzda bir kitap :)

Yeni bir yorumda görüşmek üzere :) 

19 Aralık 2015 Cumartesi

Gülay Sena Dündar - Röportaj

Her röportajın klişe sorusu ile başlıyorum. Gülay Sena kimdir?
-Gülay esasında güçlü bir duruş sergileyen fakat içinde fırtınalar kopan, kendiyle çatışa tuhaf bir insan :) Çok duygusal, agresif ama insanlara yardım etmeye ve onları mutlu etmeye bayılan bir yönü var. 

Günlük hayatında nasıl birisin? Neler yapmaktan hoşlanırsın?
-Günlük hayatımda çok miskin, tembel bir insanım. Okul olmasa bakkalda ekmek almaya bile üşenirim. Hani bazı kızlar vardır, annelerinden dışarı çıkmak için zorla izin koparırlar. Ben onlardan hiç olmadım maalesef, annem hep beni dışarı kovalar git gez diye :D Bir yere gideceğim dediğimde hiç sormaz, sorgulamaz git der.  Bana güvenir. Neler yapmaktan hoşlanırım... En çok kitap okumaktan, müzik dinlemekten ve hikayelerimi yazmaktan hoşlanırım. Biraz klasiğim aslında, kim neden hoşlanırsa bende hepsi mevcut. :D Ha bir de film keşfetmeye bayılırım. Özetle, başlıca hobilerim arasında salon koltuğumuzda yatmak var açıkçası. Resmen o koltukla bütünleştirildim, hiç özel hayatım kalmadı. E zaten asosyalim, daha ne olsun! :D

Peki ne zaman yazmaya ve yayınlamaya karar verdin?
-Komik olacak ama ben 10 yaşımdan beri yazıyorum. Mesela mahallede evcilik oynardık, ben olayı biraz fazla ciddiye alır o evciliğin her gün senaryosunu yazardım dizi misali :D Sonra 2009 yılında ciddi anlamda yazmaya ve yayınlamaya başladım. Önce dizi uyarlamaları, sonra bağımsız özgün hikayeler derken buralara geldik işte. 


Çalınmış Cennet ilk kitabın biraz ondan bahsedelim. Nasıl ortaya çıktı, kitap olmasına karar verildi?
-Aslında yanlış hatırlamıyorsam 2 ya da 3 yıl önce yazdığım bir hikaye. Ben kurguladım fakat olay örgüsünde birçok arkadaşımın katkısı oldu. Başta Tuğçe Mutlu, Fatma İmge, Elif Karakuş vs..
Sonra yayıneviyle anlaştığımızda şapkamı önüme aldım ve düşündüm, en hazır hikayemin Çalınmış Cennet olduğuna karar verdim.

Teklif Çalınmış Cennet için değil miydi yani?
-Hayır. Genel olarak kalemimi beğendiklerini söylediler sağ olsunlar. Eser seçimini de bana bıraktılar. Ben de böyle bir seçim yaptım.

Biraz da kitabının karakterlerinden bahsedelim diyorum. Azıcık da çekiştirelim. Çınar mı Utku mu?*
-Vallahi ben Utku'cuyum hayatım. Kitapta tarafsız olmaya çalıştım ama Çınar bana çok zıt bir karakter, şahsen o karakterde bir insanla ilişki yürütemem. Utku da biraz çapkın falan ama Çınar gibi hemen asıp kesmiyor. Daha sakin, daha relax, daha cool.. O yüzden Utku 

Çınar karakteri tam da senin tarif ettiğin gibi asarım, keserim bir tip. Şahsen ben kitabını okurken epey bir sinirlendim ve dövesim geldi. Sen yazarken hiç bu çok odun ve uyuz bir karakter olmuş ben ne yapmışım böyle dediğin oldu mu?
-Dedim, demez olur muyum ? Kendi ellerimle bir canavar yarattım. :D Ama karakterin ağırlığı için bunu yapmam gerekiyordu ve yaptım. Pişman değilim. Bu biraz cinayet işleyen katilin ifadesi gibi oldu ama.. Düşünsenize, Çınar'ın karakteri böyle olmasaydı Utku'nun değerini anlayamazdık. :)

Hep erkeklerden bahsettik. Biraz da esas kızımızdan bahsedelim. Hayal, çok hırçın ve inatçı bir kız. Bu huyları biraz aşkına engel oldu. Peki bu karakterinde senden bir şeyler var mı?
-Hayal ile karakter olarak uzaktan yakından alakam yok. Onun kadar fevri bir tip değilim ama inatçı ve hırçın olduğum doğrudur. Bir şey o gün olacak diye plan kurduysam o gün olmalı, dakik çalışmayı severim. Ama Hayal kadar agresif bir karakterim yok şimdi ne yalan söyleyeyim :D 

Doğru bir nokta aslında. Ama biraz da tuhaf.. Yan karakterin ana karakterden daha fazla sevilmesi. Bu sadece yan karakter için de geçerli değil benim gördüğüm kadarıyla. Grubunda kitabın içinde çok nadir yer alan karakterlerin bile sevenleri var. Sen bu konuda ne düşünüyorsun? 
-Evet hikayelerimde böyle bir tuhaflık var, bu olumlu mu olumsuz mu bilmiyorum ama nedense çok hoşuma gidiyor.
Yani sonuçta gerçek hayatta başrol diye bir şey yoktur. Herkes kendi hayatının başrolüdür. Başrol her zaman iyi ve mükemmel olmak zorunda değil. Ben daha çok bu yargıyı desteklediğim için hikayemde yan roller başrollerden daha çok seviliyor. Mesela Çalınmış Cennet kitabından sonra herkes İlhan & Önder okumak isteriz demeye başladı. Halbuki öyle bir niyetim hiç olmadı. Saklı Cennet'te Utku'nun rakibi Şamil'i her zaman kötü biri olarak hayal etmiştim, gelin görün ki o bile sevildi. Bu sanırım her kötünün içinde samimi bir insanın yatabileceğini düşünmemden kaynaklanıyor. Kötü bile olsa onun içindeki naifliği objektif bir şekilde çıkartmaya çalışmamın katkısı büyük.

Bence çok güzel bir şey bu. Bütün karakterlerinin sevilmesi. Yazdığın diğer hikayelerden de bahseder misin? :)
-Aslında bir sürü hikayem var ama hiçbirine ayıracak vaktim yok şu sıralar. Üniversite son sınıf olduğum için hepsi askıda. Ayda yılda bir bölüm geliyor. Ama geçmişten bu güne en çok beğenilen hikayem hiç kuşkusuz Gölgede Dans serisi. Oradaki okuyucu kitlesini, o hikayede yapılan yorumları hiçbir zaman unutamam. Sanırım yeni hikayelerimden Günaha Bulanmak da ona yetişecek. Farklı kurgusu tüm okurları çekmeye başladı bile. Biraz da Cennet Serisinden bahsedecek olursam Çalınmış Cennet dışında serinin 2 kitabı daha var. Saklı Cennet ve Cennet'in Kilitli Kapıları. Bu seri bittikten sonra Cennet'in C'sini kullanırsam beni vurun :D :D

İçim dışım Cennet oldu diyorsun :D Biraz da senin okuduğun yazarlardan bahsedelim. Hangi yazarları takip ediyorsun? 
-Favori yazarlarım saymakla bitmez aslında ama başını Judith McNaught, Nicole Jordam ve Canan Tan'ın tuttuğu kesin. Yeni jenerasyonda ise Burçin Çelik, Asude ve Büşra Yılmaz.

Okumak ve yazmak senin için ne ifade ediyor?
Okumak benim için bitmek bilmeyen bir bilgi açlığı, yazmak da o açlığı dışa vurmak ve öğrendiklerimle duygularımdaki boşlukları doldurmak... 

Kitabın Wattpad'den basıldı. (?) Basıldığı zaman epey watty kitabı basılmaya başlamıştı. Hiç olumsuz tepki aldın mı?
-Çok! Ama çoğu bilmiyordu benim Wattpad'den önce çeşitli platformlarda yazdığımı. Dahası yayınevim beni Wattpad'deki okuma sayıma bakarak seçmedi. Facebook sayfamdan bana ulaştılar. Aslında böylesi daha iyi oldu. Ön yargıyla yaklaşan herkese gülüyorum, keyfim yerine geliyor.

Merak ettiğim bir şey daha. Ailenden biri kitabını okudu mu? Ne düşündüler?
-Kitabımın çıkması ailemin gurur kaynağı oldu diyebilirim. Annem her konuştuğu kişiye bahseder "Bizim kız yazar oluyor." falan diye. Güzelim bilmiyor ki yazar olmak o kadar kolay değil. Çok mutlu oluyor canım benim. Ailemden okuyanlar oldu tabi. Abim 600 sayfalık kısmını okudu ve gayet beğendi. Zor beğenen biri olduğu için önce okumaması için elimden geleni yaptım ama beğenince içim rahatladı. Yeğenim İlayda kitap okumayı çok sever, okuyunca ; "Teyze ben senin gibi yazar olmak istiyorum." dedi. Gözlerim doldu, yeğenime örnek olmak çok gurur verici. :)

Genelde nelerden ilham alırsın? Okuduğum bir kitapta Paul Michel' e göre bir yazarın en iyi ilham kaynağı okurlarıymış. Sen ne düşünüyorsun bu konuda?
-Kesinlikle katılıyorum. Mesela ben bir hikayeyi kurgularken kesinlikle kitap okumam. Esinlenme işini abartmaktan korkarım. Özgün olmak benim için önemli. Bu yüzden ilham kaynaklarım biraz kısıtlı. Müziklerden ilham alırım ama en çok okurlardan. Okurların bazı yorumları benim ne yapmam gerektiğini gösterir, rotamı belirler. Tabii ki her şeyi onlara bakarak yazmıyorum, hayal gücüm bana yön veriyor ama en kritik konularda okurlarım benim pusulam. Onları çok seviyorum ve fikirlerine çok önem veriyorum. 


KISA KISA

En son okuduğun kitap?
-Güneş Demirel Şimdi Benimsin. Şuanda Fatma Erdek Ben O Değilim'i okuyorum.

Keşke ben yazsaydım dediğin kitap?
-Canan Tan Piraye

Beni çok iyi yansıtıyor dediğin karakterin?
-Gölgede Dans, Bade

Hayat felsefemi yansıtıyor dediğin bir söz var mı?
-Yok ama hayat felsefemi anlatan bir eylem var. Uyumak :D
Şaka bir yana bazı okuduğum sözlerde "Tam beni yansıtıyor." derim ama şuan hiçbiri aklımda değil.

En son izlediğin film?
-Benjamin Button'ın Tuhaf Bir Hikayesi.

En sevdiğin renk?
-Pembe

En sevdiğin yemek?
-Çiğ köfte.

En sevdiğin film?
-David Fincher'ın Kayıp Kız filmi.

En sevdiğin kitap?
-Judith McNaught, Sonsuza Kadar

Asla yapmam dediğin şey?
-Tükürdüğümü yalamam.

Yeni tanıştığın birinde en çok neye dikkat edersin?
-Samimi arkadaşlarına karşı tavrına, çünkü gerçek halini açık eder.

Kahve mi çay mı?
-Kesinlikle çay.

Çilek mi erik mi?
-Çilek.

Kitap mı film mi?
-Kitap.

Kedi mi köpek mi? 
-Kedi

Pozitif misin negatif mi?
-Negatif.

Kendini bir kelime ile tarif etsen bu hangi kelime olurdu?
-Uyumsuz. Herkesten farklı bir yapım var.

Son olarak kabul ettiği için teşekkür ederim. Okurlarına söylemek istediğin bir şey var mı?
-Asıl ben teşekkür ederim! Çok keyifliydi! :)
Okurlarım benim her şeyim. Onlar sayesinde varı. Onlar var olduğu sürece ben de varlığımı sürdüreceğim. Hepsine kokulu öpücükler! :) :*


14 Aralık 2015 Pazartesi

Foucault'yu Sayıklamak - Patricia Duncer | Kitap Yorumu + Alıntı



Herkese merhabalar :) 
Diğer okuduğum kitaplardan farklı bir kitapla karşınızdayım. Aslında bu kitaba yorum girmek gibi bir niyetim yoktu fakat kendime "Bu kadar etkilendiğin ve sevdiğin bir kitaba yorum girmezsen hem kitaba hem de sana haksızlık olur." dedim. Cidden büyük haksızlık olurdu. Bu yorumumu diğerlerinden biraz daha farklı yapmayı planlıyorum. (Umarım başarılı olabilirim.)
Aslında her şey bir doktora teziyle başlıyor tıpkı kitabın arkasında da dediği gibi. Bir öğrencinin ( inanın kitabın içinde adı geçmiyordu ya da ben dikkat etmedim.)  doktora tezinde Paul Michel ve Foucault'yu araştırması isteniliyor. Aslında konusuna çok da girmek istemiyorum. Ama azıcık anlatmam gerektiğini biliyorum. Öğrenci araştırmalar yapıyor Foucault ve Paul Michel hakkında.. Birkaç bir şey fark ettiğinde sevgilisi ona büyük ölçüde yardım ediyor. Onunla birlikte yaptıkları araştırmalar sonucunda Paul Michel'in bir Tımarhane'de tutulduğunu öğreniyorlar ve kitaptaki karakterimiz (sanırım ona bir isim bulmalısınız okurken) onu oradan çıkartmak için yanına gidiyor ve bütün ipler burada kopuyor... Bana göre kitabın kilit noktası Paul ve öğrencinin tanışmasıydı. 



Kitapta en sevdiğim şeylerden biri ise Paul Michel'in yazmasına ilham olan şeyin okurların olmasıydı. Okurunu kaybetme korkusu.. 
Bununla ilgili çok güzel alıntılar işaretledim. Onun için okuru (Foucault ) sadece okur değildi. Aşkıydı. Kitabın içinde birkaç mektup vardı ki ben hikayeler içinde mektup okumaya bayılırım ki bunlar sıradan mektuplar değil tabii ki.. Duygu yüklü ve yoğun mektuplar...
                                      ***
Bunun dışında;
Kitabın içinde birkaç Almanca ve bir sürü Fransızca kelime geçiyor. İnanır mısınız Foucault'nun okunuşunu gidip Fransızca öğretmenime sordum. Fuko olarak okunuyormuş. :)
Sizinle hoşuma giden birkaç alıntıyı da paylaşmak istiyorum.

"Bana en çok kimi sevdiğimi hiç sormadınız. Cevabını zaten biliyorsunuz, hiç sormamış olmanız bundan. Ben hep sizi sevdim."

                                      ***

"So geben sie gedankengreiheit" (Bize düşünce özgürlüğü verin.)

                                       ***

"...neden bu kadar önemsiyorsun ki?"
"İnsan birini sevdiğinde, onun nerede olduğunu, başına neler geldiğini öğrenir. Ve gerektiğinde onu kurtarmak için kendini riske atar."

                                       ***

"Biri risk alırı, öbürü o risk için ödenecek bedeli hesaplar."

                                       ***

"Bana en çok neden korktuğumu soruyorsunuz. Cevabını zaten biliyorsunuz, yoksa sormazdınız. En büyük korkum, okurumu, kendisi için yazdığım adamı kaybetmek. Benim en büyük korkum, günün birinde, hiç ummadığım bir anda sizi kaybetmek."

                                        ***

"Je t'aime a la folie"  (Sana deli gibi aşığım.)

                                         ***
"J'ai leve la tete et j'ai vu personne." (Başımı kaldırdım ve hiç kimse yoktu.)

                                            ***
"Vive moi" (Yaşa beni.)


Alıntılar bu kadar. Aslında daha fazla alıntı çıkartmıştım ama başını okumadan sizlere anlamsız geleceğini düşündüğüm için onları koymaktan vazgeçtim. 
Kitabın sonuna gelirsek aslında öğrencinin biraz haksızlığa uğradığını düşünüyorum. Kendimi onun yerine koyduğumda kandırılmış gibi hissettim. Burada biraz spoiler vereceğim üzgünüm ona göre devam etmenizi öneriyorum..
Germanist (Sevgilisi ki okuduğunuzda ne kadar sevgili durumunda olduğunu göreceksiniz) resmen onu salak yerine koyuyordu. Ona ulaşması için yardım etti. Öğrenci bunu öğrendiği halde ona hesap sormadı burada ona epey saydırdım. Paul Michel'i tanıdığı halde ondan gizledi. Sonunda Paul Michel için bir mektup yazdı ve ikisini de anlattığını söylemişti. Bana göre o mektup sadece Germanist'in duygularını yansıtıyordu. 
Kitabı bitirdiğimde saçma sapan bir döngü içinde tıkılıp kalmışım gibi hissettim. Kitabın içine girip birçok şeyi değiştirmek istedim. Böyle bitemezdi en azından benim için böyle bitmemeliydi.
En çok sonunu değiştirmek istedim. Boğazımdaki düğümleri belki bu şekilde giderebilirim. Sanırım bitirdiğimde içimde koca bir boşluk oluşturan nadide kitaplardan biriydi ve bana çok şey kattığını düşünüyorum.

13 Aralık 2015 Pazar

Şevval Işık | Röportaj

Öncelikle kabul ettiğin için teşekkür ederim. Bize biraz kendinden bahsedebilir misin? Günlük hayatında nasıl birisin, nelerden hoşlanır, neleri sevmezsin?
-Asıl ben teşekkür ederim teklifin için. Ben Şevval Işık, 18 yaşında lise son sınıf öğrencisiyim. Son senenin ağırlığı omuzlarımda, fazla yorucu geçtiği için aslında pekte kendime zaman kalmıyor. Hikaye yazmak benim en büyük hobilerim arasında. Çok sıradan bir hayat sürüyorum, tek eğlencem hikayelerim diyebilirim. Onlar benim kafamı dağıtmam konusunda bir numaralı yardımcılarım. Genelde ev kuşuyumdur, çok fazla gezmem. Kişiliğime gelecek olursak, çok duygusal bir yapıya sahibimdir, ama bir o kadar da agresifimdir. Çabuk parlarım ama çabuk da yumuşarım. İşte ben böyle biriyim. :)

Allah kolaylık versin. Umarım kalbinden geçen üniversite olur. Başka bir klişe sorum daha var. Başta hobi olarak yazdığını söyledin. Başta hiç aklında Benden Korkma'nın kitap olacağı ve bu noktaya geleceğin var mıydı?
-Çok teşekkür ederim :) Aslında aklımda böyle bir şey yoktu. Çünkü ben yazmaya başladığım zamanlarda hiçbir hikaye kitaplaşmaya başlamamıştı. Daha sonra hikayeler kitaplaşmaya başladığında hevesim, isteğim daha da arttı. Aslına bakarsan Benden Korkma haricinde bütün hikayelerimin kitap olabileceğini düşünüyordum. Çünkü Benden Korkma ilk kurgularımdan sayıldığı için yeterli görmüyordum onu. Ama gereken tüm düzenlemeler yapıldı ve ne şans ki hiç beklemediğim ilk kurgularımdan biri olan Benden Korkma kitaplaştı. Benim içinde sürpriz oldu.

Kitap anlaşması yapıldıktan sonra hiç tereddüt ettin mi? Çevrendekiler ne der nasıl davranır? Okurların ne düşünür?
-Tereddüt etmedim, çünkü kendimi hazırlamıştım her şeye. Eğer ki bu benim hayalimse, ben hayalimi gerçekleştireceksem tereddüt etmeme gerek olmadığını biliyordum. Ki öyle de oldu. Çevremdekilerin birçoğu yazdığımdan haberdardı ama onlar içinde sürpriz oldu. 2 senenin ardından kalan değerli okurlarım buna sevindi. Çünkü onlar 2 seneye rağmen beni bırakmayan kesimdi. İşte böyle :)

Biraz da diğer yazdığın hikayelerden bahsedebilir misin?
-Elbette, çok fazla kurgu kurgulanıyor ve bunların heyecanını direkt insanlarla paylaşmak istiyorum. Bu yüzden benim için çok zorlayıcı oluyor. Fazla hikaye, fazla zaman demek. Bu sene bu alışkanlığıma son verme kararı aldım. Gecenin Gölgesi adlı hikayem benim için çok değerli. Yani demem o ki, başka bir kitap çıkarma şansım olsa bu Gecenin Gölgesi olacak, öyle umut ediyorum. Daha sonrasında yeni başladığım Yakamoz adlı hikayem var. :)

Seni yeni okumak isteyen okurlar wattpad'e sana nasıl ulaşabilirler? 
Sevvy97  kullanıcı adıyla bana ve hikayelerime ulaşabilirler :)

Peki senin takip ettiğin yazarlar kimler?
-Tuğçe Aksal ve Emine Can :)

Okumak ve yazmak senin için ne ifade ediyor?
-Hmm, en başta söylediğim gibi yazmanın benim hayatımda büyük bir yeri var. Ben kendimi boşlukta hissettiğimde koltuğa oturup bilgisayarımı elime alıyorum ve o dünyanın içine kendimi bırakıyorum. Yani şöyle ki kitap okumaktan çok yazmak benim için bulunduğum dünyadan, kendi hayallerimle oluşturduğum dünyaya geçiş yapmayı ifade ediyor. :)

En son okuduğun kitap?
- Tuğçe Aksal , Karanlık Aşk

En son izlediğim film?
-Geniş Aile Yapıştır'ı izledim :)

Asla yapmam dediğin şey?
-Menfaatim uğruna arkadaşlık kurmam.

En baskın özelliğin ?
-İyi niyetim.

Keşke ben yazsaydım dediğin kitap?
-Keşke Senden Nefret Edebilseydim.

Seni en çok ne mutlu eder?
-Doğruların söylenmesi. Yalancılıktan nefret eden biri olarak doğru söylenmesi beni mutlu eder. 

Son olarak okurlarına neler söylemek istersin?
-Bu zamana kadar yanımda olan okurlarıma minnettarım. Bir şeyleri başarmışsam, onların da emeğiyle başardım.Onların desteği olmasaydı belki de bugün burada olamazdım. Onlara sahip olduğum için çok şanslıyım. Umarım daima benimle kalırlar. Hepinizi çok seviyorum :) :*

5 Aralık 2015 Cumartesi

Efsunlu Adamlar Kod Adı 1.88 - Merve Akıncı | Kitap Yorumu


Yazar : Merve Akıncı
Yayınevi : Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı : 344
Basım yılı : 2015

"Sakin.. Çok sakin.."

Herkese merhaba! Merve Akıncı'nın son romanı, Efsunlu Adamlar serisinin ilk kitabı olan Kod Adı 1.88 'in yorumu ile karşınızdayım. Kitap hakkında birkaç şey söyledikten sonra ufak biz özet geçeceğim. Serinin ilk Efsunlusu olan Gökdeniz'in hikayesi anlatılıyor kitapta. Aslında kitabı ben Wattpad'de yazılırken okuyordum. Kitap olacağını da az çok tahmin ettim ve Gündeniz'in ilginç aşklarını seven biri olarak kitap haberini gözlerim ışıldayarak okudum. Bu blog yazımdan birkaç yazı öncesinde karakter röportajını yayınlamıştım. Hala okumayanlar okumak için tık tık.  Karakterleri tanımanıza yardımcı olacaktır, hiçbir şekilde spoiler içermiyor merak etmeyin ;) Bunun dışında ;
kitap için size tavsiyem Merve Akıncı'nın kitap için düşündüğü cast ile beraber okumanız. (Yazının sonunda cast ekibini koyacağım oradan bakabilirsiniz. )Kitaba iki kat adapte olmanızı sağlayacaktır diye düşünüyorum. 

Kitabı sizler için kısa bir şekilde özetlemem gerekirse ;

"Gökdeniz çapkın Harley'ine tutkun, yakışıklı, birazcık ukala ve tabiki de kitabın adından da anlaşılacağı üzere Efsunlu bir adamdır. Hayatı başlarda çapkınlık ve gece hayatıyla başlar daha sonra babası onu sahip olduğu pastanelerden ikisinin başına geçirir. Bu pastanelerden birinde Güneş, nam-ı diğer güzel göz çalışmaktadır. Güneş'ın çok güzel yeşil gözleri ve dikkat çekici bir güzelliği vardır. Bu güzelliğinin yanında saf, masum ve iyi kalpli bir kızdır. Daha Gökdeniz ile ilk karşılaşmalarında aralarında bir şeyler olur. Güneş, Gökdeniz ile karşılaştığı zamanlar maddi sıkıntı çekmekte ve ailevi birkaç şey yaşamaktadır. Arkadaşıyla beraber kaldığı evinden ayrılmak zorunda kalır ve pansiyonda kalmaya başlar. Derken Gökdeniz ona hiç beklemediği bir teklifte bulunur ve ev arkadaşı olmasını ister. Güneş başta kabul etmese de Gökdeniz'in onu pansiyonda bulmasıyla birlikte kabul eder ve asıl macera onlar için burada başlar."


Özeti kısaca bu şekilde. Birazda tasarımına değinmek istiyorum. Kitabın kapağı bizzat 1.88'i yansıtıyor efenimm.. :) Bence çok da hoş gözüküyor. Benim en sevdiğim özelli ise "Efsunlu Adamlar Kod Adı 1.88" yazısının kabartmalı olması. İç kısmında iste Güneş'in ağzından anlatılan bölümlerde şahane güzel gözler var şekilde ;

Gökdeniz'in ağzından olan bölümlerde ise tahmin ettiğiniz üzere Harley var ;)


Tasarımıyla ilgili son olarak kitabın ayracını koyuyorum ve yorumun son kısmına geçiyorum :) 
Ayracı ise şu şekilde ;


***

Şahsen ben Merve Akıncı'nın anlatımını seviyorum. Her kitabında farklılaşıyor. Şahmelek'te ve Senli'de bambaşkayken Efsunlu Adamlar'da bambaşka bir anlatımı var. Gelişimini görebiliyorsunuz. Kitabın akıcı bir anlatımı var rahatlıkla bir gecede okuyup bitirebileceğiniz ve eğlenceli vakit geçireceğinizi bir kitap. Benim tek tatmin olmadığım kısmı sonuydu. Birden kesik bir şekilde bitiyordu. Mutlu son mu diye sorarsanız evet mutlu sondu fakat zaman atlamasından sonra biraz oldu bittiye gelmişti peki bu son Gündeniz'e yakıştı mı diye de sorarsanız bence yakışmıştı çünkü onlar diğer çiftlerden çok farklı okudukça ne demek istediğimi anlayacaksınız. Haa bir de şu ayıcığın sırrını o kadar çok merak ediyordum ki bir okuyunca ohh be öğrendim sonunda deyip bir kahkaha atmış olabilirim :D

Veee son olarak castı buraya bırakıyorum. Yeni bir yorumda görüşmek üzere :)

Gökdeniz : Gui Fedrizzi
Güneş : Zhenya Katava
İpek : Emma Stone
Oğuz : Sam Claflin

Sevgilerle,
Gonca..


4 Aralık 2015 Cuma

Bay Ruffles - Mervenur Çimen | Kitap Yorumu


Yazar : Mervenur Çimen
Yayınevi : Kent Kitap
Sayfa Sayısı : 333
Basım Yılı : 2015

"Kayan bir yıldız mıydı bizi birbirimize aşık eden? Yoksa.. İmkansız oluşumuzun verdiği heyecan mı?"

Herkese merhaba! Bu ara sınav stresini üzerimden atmak için eğlenceli kitaplara attım kendimi :) İlk kitabımsa Bay Ruffles'dı. 
Size kısaca konusundan bahsetmek istiyorum,

"Elçim anne ve babasının ayrılması sonucu tek başına kalmış bir kızdır. Onun için daimi olarak ayıcığı Bay Ruffles vardır. Her şeyini onunla paylaşır ve her nereye giderse de yanında götürür. Onun için Bay Ruffles sadece bir oyuncak ayı değildir. 
Çok üzgün olduğu bir gün yıldız yağmurunda yanında Bay Ruffles varken onun insan olup onu sevmesini ve asla terk etmemesini diler. 
Bu dileğinden sonra sabah kalktığında Bay Ruffles'ın insana dönüştüğünü görür. İşte Elçim için her şey o zaman değişir. Biricik ayısı olan Bay Ruffles karşısında canlı kanlı bir insan olarak duruyordur. Zamanla bu duruma alışır. Daha sonra Elçim ve Bay Ruffles birbirine aşık olur. Peki bu aşk Kral Ayıcık'ın sınavlarından geçip mutlu bir sona erecek midir?"


Konusu kısaca böyle. Biraz da kitabın diğer şeylerinden bahsedeyim. Kitap ciltli ve hoş bir iç tasarımı var. Fakat ben kapak tasarımını beğenmedim. Pikseli düşük gözüküyor ve biraz bulanık duruyor. Bunun dışında içeriğini yansıtan bir kapak fakat dediğim gibi bulanık. Kitap iki kitap olarak düşünülmüş. İkinci kitabın adı da "Bayan Ruffles" olacak diye biliyorum, eğer yanlış değilse.
Kitabın sonunda okuyanlar için yazarın kendi el yazısının olduğu bir sayfa var benim çok hoşuma gitti.
Yazarın samimiyetini içeren bir mektup dedim ben. Eğlenceli kitabın samimi yazarı. Kendisini tanımasam da öyle hissettim.
Yazarın çok eğlenceli bir anlatımı var bir solukta oturup bitirebileceğinizi düşünüyorum. Bende öyle oldu. Biraz  karakterlerden bahsedeyim. 
Elçim ; Yaralı bir kız. Sevgi eksikliği hisseden annesi ve babasının ayrılmalarından sonra ortada kalmış tek başına yaşamaya başlamış varı yoğu arkadaşları ve ayıcığı olmuş bir kız. Bütün bunlara rağmen eğlenmeyi de bilen bir karakter.
Bay Ruffles ; Elçin'in biricik ayıcığı. Ayıcıklar Dünyası'nın prensi ve sonradan insana dönüşebilmiş tatlı ve gülmenize neden olacak bir karakter. 


Kitabı okurken hem eğlenecek hem de bi o kadar üzüleceksiniz. Hele ki sonunda vurucu darbe geliyor. Merakla ikinci kitap ne zaman çıkıyordu ya? diyerek çatlıyorsunuz. Hatta bu merakı arttırmak için bir etken, en sonunda ikinci kitaptan alıntı yer alıyor.
Kitabı eğlenceli vakit geçirmek isteyen herkes için tavsiye ederim. Severek okuduğum kitapların arasında yer aldı bile :) 
Yeni bir yorumla görüşmek üzere! :) 

Bana ulaşabileceğiniz adresler :
İnstagram : daisyandbook
Mail : gncarazz@gmail.com