19 Aralık 2015 Cumartesi

Gülay Sena Dündar - Röportaj

Her röportajın klişe sorusu ile başlıyorum. Gülay Sena kimdir?
-Gülay esasında güçlü bir duruş sergileyen fakat içinde fırtınalar kopan, kendiyle çatışa tuhaf bir insan :) Çok duygusal, agresif ama insanlara yardım etmeye ve onları mutlu etmeye bayılan bir yönü var. 

Günlük hayatında nasıl birisin? Neler yapmaktan hoşlanırsın?
-Günlük hayatımda çok miskin, tembel bir insanım. Okul olmasa bakkalda ekmek almaya bile üşenirim. Hani bazı kızlar vardır, annelerinden dışarı çıkmak için zorla izin koparırlar. Ben onlardan hiç olmadım maalesef, annem hep beni dışarı kovalar git gez diye :D Bir yere gideceğim dediğimde hiç sormaz, sorgulamaz git der.  Bana güvenir. Neler yapmaktan hoşlanırım... En çok kitap okumaktan, müzik dinlemekten ve hikayelerimi yazmaktan hoşlanırım. Biraz klasiğim aslında, kim neden hoşlanırsa bende hepsi mevcut. :D Ha bir de film keşfetmeye bayılırım. Özetle, başlıca hobilerim arasında salon koltuğumuzda yatmak var açıkçası. Resmen o koltukla bütünleştirildim, hiç özel hayatım kalmadı. E zaten asosyalim, daha ne olsun! :D

Peki ne zaman yazmaya ve yayınlamaya karar verdin?
-Komik olacak ama ben 10 yaşımdan beri yazıyorum. Mesela mahallede evcilik oynardık, ben olayı biraz fazla ciddiye alır o evciliğin her gün senaryosunu yazardım dizi misali :D Sonra 2009 yılında ciddi anlamda yazmaya ve yayınlamaya başladım. Önce dizi uyarlamaları, sonra bağımsız özgün hikayeler derken buralara geldik işte. 


Çalınmış Cennet ilk kitabın biraz ondan bahsedelim. Nasıl ortaya çıktı, kitap olmasına karar verildi?
-Aslında yanlış hatırlamıyorsam 2 ya da 3 yıl önce yazdığım bir hikaye. Ben kurguladım fakat olay örgüsünde birçok arkadaşımın katkısı oldu. Başta Tuğçe Mutlu, Fatma İmge, Elif Karakuş vs..
Sonra yayıneviyle anlaştığımızda şapkamı önüme aldım ve düşündüm, en hazır hikayemin Çalınmış Cennet olduğuna karar verdim.

Teklif Çalınmış Cennet için değil miydi yani?
-Hayır. Genel olarak kalemimi beğendiklerini söylediler sağ olsunlar. Eser seçimini de bana bıraktılar. Ben de böyle bir seçim yaptım.

Biraz da kitabının karakterlerinden bahsedelim diyorum. Azıcık da çekiştirelim. Çınar mı Utku mu?*
-Vallahi ben Utku'cuyum hayatım. Kitapta tarafsız olmaya çalıştım ama Çınar bana çok zıt bir karakter, şahsen o karakterde bir insanla ilişki yürütemem. Utku da biraz çapkın falan ama Çınar gibi hemen asıp kesmiyor. Daha sakin, daha relax, daha cool.. O yüzden Utku 

Çınar karakteri tam da senin tarif ettiğin gibi asarım, keserim bir tip. Şahsen ben kitabını okurken epey bir sinirlendim ve dövesim geldi. Sen yazarken hiç bu çok odun ve uyuz bir karakter olmuş ben ne yapmışım böyle dediğin oldu mu?
-Dedim, demez olur muyum ? Kendi ellerimle bir canavar yarattım. :D Ama karakterin ağırlığı için bunu yapmam gerekiyordu ve yaptım. Pişman değilim. Bu biraz cinayet işleyen katilin ifadesi gibi oldu ama.. Düşünsenize, Çınar'ın karakteri böyle olmasaydı Utku'nun değerini anlayamazdık. :)

Hep erkeklerden bahsettik. Biraz da esas kızımızdan bahsedelim. Hayal, çok hırçın ve inatçı bir kız. Bu huyları biraz aşkına engel oldu. Peki bu karakterinde senden bir şeyler var mı?
-Hayal ile karakter olarak uzaktan yakından alakam yok. Onun kadar fevri bir tip değilim ama inatçı ve hırçın olduğum doğrudur. Bir şey o gün olacak diye plan kurduysam o gün olmalı, dakik çalışmayı severim. Ama Hayal kadar agresif bir karakterim yok şimdi ne yalan söyleyeyim :D 

Doğru bir nokta aslında. Ama biraz da tuhaf.. Yan karakterin ana karakterden daha fazla sevilmesi. Bu sadece yan karakter için de geçerli değil benim gördüğüm kadarıyla. Grubunda kitabın içinde çok nadir yer alan karakterlerin bile sevenleri var. Sen bu konuda ne düşünüyorsun? 
-Evet hikayelerimde böyle bir tuhaflık var, bu olumlu mu olumsuz mu bilmiyorum ama nedense çok hoşuma gidiyor.
Yani sonuçta gerçek hayatta başrol diye bir şey yoktur. Herkes kendi hayatının başrolüdür. Başrol her zaman iyi ve mükemmel olmak zorunda değil. Ben daha çok bu yargıyı desteklediğim için hikayemde yan roller başrollerden daha çok seviliyor. Mesela Çalınmış Cennet kitabından sonra herkes İlhan & Önder okumak isteriz demeye başladı. Halbuki öyle bir niyetim hiç olmadı. Saklı Cennet'te Utku'nun rakibi Şamil'i her zaman kötü biri olarak hayal etmiştim, gelin görün ki o bile sevildi. Bu sanırım her kötünün içinde samimi bir insanın yatabileceğini düşünmemden kaynaklanıyor. Kötü bile olsa onun içindeki naifliği objektif bir şekilde çıkartmaya çalışmamın katkısı büyük.

Bence çok güzel bir şey bu. Bütün karakterlerinin sevilmesi. Yazdığın diğer hikayelerden de bahseder misin? :)
-Aslında bir sürü hikayem var ama hiçbirine ayıracak vaktim yok şu sıralar. Üniversite son sınıf olduğum için hepsi askıda. Ayda yılda bir bölüm geliyor. Ama geçmişten bu güne en çok beğenilen hikayem hiç kuşkusuz Gölgede Dans serisi. Oradaki okuyucu kitlesini, o hikayede yapılan yorumları hiçbir zaman unutamam. Sanırım yeni hikayelerimden Günaha Bulanmak da ona yetişecek. Farklı kurgusu tüm okurları çekmeye başladı bile. Biraz da Cennet Serisinden bahsedecek olursam Çalınmış Cennet dışında serinin 2 kitabı daha var. Saklı Cennet ve Cennet'in Kilitli Kapıları. Bu seri bittikten sonra Cennet'in C'sini kullanırsam beni vurun :D :D

İçim dışım Cennet oldu diyorsun :D Biraz da senin okuduğun yazarlardan bahsedelim. Hangi yazarları takip ediyorsun? 
-Favori yazarlarım saymakla bitmez aslında ama başını Judith McNaught, Nicole Jordam ve Canan Tan'ın tuttuğu kesin. Yeni jenerasyonda ise Burçin Çelik, Asude ve Büşra Yılmaz.

Okumak ve yazmak senin için ne ifade ediyor?
Okumak benim için bitmek bilmeyen bir bilgi açlığı, yazmak da o açlığı dışa vurmak ve öğrendiklerimle duygularımdaki boşlukları doldurmak... 

Kitabın Wattpad'den basıldı. (?) Basıldığı zaman epey watty kitabı basılmaya başlamıştı. Hiç olumsuz tepki aldın mı?
-Çok! Ama çoğu bilmiyordu benim Wattpad'den önce çeşitli platformlarda yazdığımı. Dahası yayınevim beni Wattpad'deki okuma sayıma bakarak seçmedi. Facebook sayfamdan bana ulaştılar. Aslında böylesi daha iyi oldu. Ön yargıyla yaklaşan herkese gülüyorum, keyfim yerine geliyor.

Merak ettiğim bir şey daha. Ailenden biri kitabını okudu mu? Ne düşündüler?
-Kitabımın çıkması ailemin gurur kaynağı oldu diyebilirim. Annem her konuştuğu kişiye bahseder "Bizim kız yazar oluyor." falan diye. Güzelim bilmiyor ki yazar olmak o kadar kolay değil. Çok mutlu oluyor canım benim. Ailemden okuyanlar oldu tabi. Abim 600 sayfalık kısmını okudu ve gayet beğendi. Zor beğenen biri olduğu için önce okumaması için elimden geleni yaptım ama beğenince içim rahatladı. Yeğenim İlayda kitap okumayı çok sever, okuyunca ; "Teyze ben senin gibi yazar olmak istiyorum." dedi. Gözlerim doldu, yeğenime örnek olmak çok gurur verici. :)

Genelde nelerden ilham alırsın? Okuduğum bir kitapta Paul Michel' e göre bir yazarın en iyi ilham kaynağı okurlarıymış. Sen ne düşünüyorsun bu konuda?
-Kesinlikle katılıyorum. Mesela ben bir hikayeyi kurgularken kesinlikle kitap okumam. Esinlenme işini abartmaktan korkarım. Özgün olmak benim için önemli. Bu yüzden ilham kaynaklarım biraz kısıtlı. Müziklerden ilham alırım ama en çok okurlardan. Okurların bazı yorumları benim ne yapmam gerektiğini gösterir, rotamı belirler. Tabii ki her şeyi onlara bakarak yazmıyorum, hayal gücüm bana yön veriyor ama en kritik konularda okurlarım benim pusulam. Onları çok seviyorum ve fikirlerine çok önem veriyorum. 


KISA KISA

En son okuduğun kitap?
-Güneş Demirel Şimdi Benimsin. Şuanda Fatma Erdek Ben O Değilim'i okuyorum.

Keşke ben yazsaydım dediğin kitap?
-Canan Tan Piraye

Beni çok iyi yansıtıyor dediğin karakterin?
-Gölgede Dans, Bade

Hayat felsefemi yansıtıyor dediğin bir söz var mı?
-Yok ama hayat felsefemi anlatan bir eylem var. Uyumak :D
Şaka bir yana bazı okuduğum sözlerde "Tam beni yansıtıyor." derim ama şuan hiçbiri aklımda değil.

En son izlediğin film?
-Benjamin Button'ın Tuhaf Bir Hikayesi.

En sevdiğin renk?
-Pembe

En sevdiğin yemek?
-Çiğ köfte.

En sevdiğin film?
-David Fincher'ın Kayıp Kız filmi.

En sevdiğin kitap?
-Judith McNaught, Sonsuza Kadar

Asla yapmam dediğin şey?
-Tükürdüğümü yalamam.

Yeni tanıştığın birinde en çok neye dikkat edersin?
-Samimi arkadaşlarına karşı tavrına, çünkü gerçek halini açık eder.

Kahve mi çay mı?
-Kesinlikle çay.

Çilek mi erik mi?
-Çilek.

Kitap mı film mi?
-Kitap.

Kedi mi köpek mi? 
-Kedi

Pozitif misin negatif mi?
-Negatif.

Kendini bir kelime ile tarif etsen bu hangi kelime olurdu?
-Uyumsuz. Herkesten farklı bir yapım var.

Son olarak kabul ettiği için teşekkür ederim. Okurlarına söylemek istediğin bir şey var mı?
-Asıl ben teşekkür ederim! Çok keyifliydi! :)
Okurlarım benim her şeyim. Onlar sayesinde varı. Onlar var olduğu sürece ben de varlığımı sürdüreceğim. Hepsine kokulu öpücükler! :) :*


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder