6 Mayıs 2016 Cuma

Pinokyo'nun Rüyası - Selvi ATICI | Kitap Yorumu


Yazar : Selvi ATICI
Sayfa Sayısı : 462
Yayınevi : Nemesis Kitap 
Basım Yılı : Kasım, 2015

Gecenin karanlığı üzerine en derin koyuluğuyla çöktüğünde Gazel, bir binanın en üst katındaydı. Ve o binadan canlı çıkması imkânsızdı. Hayatta tek bir kez bile olsa, geleceğiyle ilgili bir kararı kendisi verebilmek istedi. Nasıl öleceğini seçebilmek istedi. Onu kovalayan adamlar çoktan o binaya girmiş ve merdivenleri çıkmaya başlamışlardı. Birazdan yakalanacaktı. Ve yine, birilerinin onun adına verdiği kararları uygulamak zorunda kalacaktı. Başkalarının elinde oyuncak olmaktansa, ölmeyi tercih etti. Ve kendini boşluğa bıraktı.
Aynı gece, Ömer'in üzerine de kopkoyu bir karanlıkla çökmüştü. Bütün gün hastalarıyla ilgilenmiş ve ameliyattan ameliyata koşturmuştu. Trafikten kurtulmak için girdiği ara yolda ilerlerken aklından geçen karmakarışık düşünceler, büyük bir gürültü ve sarsıntıyla bölündü. Pat!
Arabasının üzerine bir şey düşmüştü. İlk anda ne olduğunu anlayamadı ama birkaç saniye sonra ön camına doğru uzanan bir kadın eliyle karşı karşıya kaldı. O el Ömer'e, 'beni tut' diye yalvarıyor gibiydi. O eli tuttuğu anda, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Ne Ömer için; ne de Gazel için…





Herkese merhabalar! Güzel ve akıcı bir kitabın yorumuyla karışınızdayım! ;)
Pinokyo’nun Rüyası benim okuduğum ilk Selvi ATICI romanı. Daha önce birçok kişiden tavsiye olarak Selvi ATICI’nın kitaplarını okumalısın çok şey kaybediyorsun yorumlarını bile duydum. Ablam kitabı alınca sevgili Nurhayat ablacığım biricik baş belam birlikte okuyalım dediği için bende bir heves başladım. Kitap inanılmaz derecede akıcıydı ki okumak için biraz uykusuz kalmış olabilirim. Gazel karakteri gerçek anlamda sevdiğim kadın karakterler içinde garanti olarak ilk sıraya yerleşecek şekilde akıllıydı.  Ve diğer kadın karakterler gibi kusursuz değildi. Güzellik bakımından belki kusursuz olabilir ama hem yaşadıkları hem de davranışları bakımından ütopik gelmedi bana. Etrafıma baktığımda böyle biriyle karşılaşabilirmişim hissine kapıldım ve bu inanılmaz güzel bir şey!
Ömer ise bildiğiniz bay kusursuz. Çapkın, yakışıklı birazcık da ukala bunların yanı sıra başarılı bir doktor olması onu çok mu çok hayranı olacağınız bir insan modeli yapıyor. Okuduktan sonra uzun sürede etkisinde kalabilirsiniz, benden söylemesi. Kitabın bir klişesi Gazel’in Ömer’in hayatına girmesiyle birlikte başlıyor ve yakışıklı doktorumuzun gözü ondan başkasını görmüyor. Klişe dediğime bakmayın böyle güzel klişeyi gözlerimden kalp çıkartarak ve salak salak gülümseyerek okudum. Kitabın en güzel kısmı ise baş karakterlerin arasında saçma tartışmalar ve ayrılıklar olmamasıydı. Kitaptaki çikolata detayı çok hoşuma gitti. Bende Gazel gibi biraz çikolata kolik biriyim. Kitabın tasarımına gelirsek, kapağını ben internette gördüğümde (ilk yayınlandığı zamanlar ) basit bulmuştum ama kitabın üzerinde o kadar güzel duruyor ki.  Benim okuduğum karton kapaklı baskısı ve ciltli baskısında daha iyi durduğunu düşünüyorum. Bölüm başlarına konulmuş pinokyo figürü ise ayrı bir güzeldi. Bir de genelde ben kitabın teşekkür kısmını pek okumuyorum fakat bu kitapta merak edip okudum. Selvi ATICI’nın teşekkür yazısı bile bir naifti. En sevdiğim yazarlar arasında yer alacağından hiç şüphem yok. Birde hoş bir tesadüftür ki kendisiyle aynı şehirde yaşıyorum.  Umarım bir gün kendisiyle tanışmak nasip olur. Diğer kitaplarını en kısa zamanda okumayı düşünüyorum. Sizlerde hala okumadıysanız şiddetle tavsiye edilir! ..

Kitaba Oyum : 5/5

Bana ulaşabileceğiniz diğer adreslerim :
İnstagram : daisyandbook
Facebook : Gonca’nın Kitaplığı
Mail : gncarazz@gmail.com

4 Mayıs 2016 Çarşamba

GKBT 5. Tur | Kathryn Kramer - Kılıç ve Çiçek | Kitap Yorumu


YAZAR : KATHRYN KRAMER
KİTABIN ÖZGÜN ADI : FLAME FROM THE SEA 
SAYFA SAYISI : 512
YAYINEVİ : NOVELLA YAYINLARI
BASIM YILI : MART, 2016


TANITIM 
Biri Viking, biri İrlandalı, Biri buz, biri ateş, Biri kılıç, biri çiçek.
Bir araya gelmeleri imkânsız olan iki gencin, Wolfram ve Deidre'nin yazgısı bir Viking baskınıyla değişir. Yolları kuzeye doğru uzanırken aralarındaki çekime daha fazla karşı koyamazlar. Ancak yeni buldukları aşkları, ihanetin ve kötülüğün kıvılcımlarını da ateşler, şiddetli aile kavgaları kanla intikam ister, köpüren kıskançlıklar öfkeyle patlar, kötü kaderin fırtınaları onları yıkmak için kopar. Ve yalnızca şiddetle alevlenmiş tutkuları, aşklarının kaderini değiştirebilir.



Selam! 
Tarihi aşk tarzında bir roman yorumuyla karşınızdayım. Normalde bu tarz kitapları pek okumayı tercih etmiyorum ama sevgili Son Sayfası "Hayat" blogunun ve turumuzun en gevezesi Nurhayat sağolsun "Çok beğeneceksin, gel işte oku, bak eminim bayılacaksın!" sözleriyle bizzat aklımı çeldi. Bende ön yargılarımı yıkmak adına okumayı kabul ettim.
***
Kitapta bir Viking ve bir İrlandalı'nın aşkı anlatılıyor basitçe söylemek gerekirse...
Yazar kitabı üç part şeklinde ayırmış ki bana göre tek bir bölüm altında toplanabilecek gibi bir kitaptı. Belki ikinci bölüm olabilirdi ama üçüncü  bölüm gereksiz uzatılmıştı.İlk bölümünü elimden hiç bırakmadan okudum. Olaylar gerçekten iyi şekilde bağlanılmıştı ilk bölümde. 
Birde çeviriden kaynaklanan anlatımı bozan kısımlar vardı bu beni çok fazla rahatsız etmedi ama size uyarımı yapayım. Bunun dışında yazar kitapta olan bazı olayları aşırı derecede uzatmıştı. Böyle olmasına rağmen sevdiğim bir kitap oldu. Birde aklımda Zerlina ve Sigur'un hikayesi aklımda kaldı. Ben genellikle yan karakterin hikayesine garip bir şekilde saplanıp kalıyorum. Gereksiz uzatmaların yerine bu ikilinin aşkı yer alsaydı bence kitap daha güzel hale gelebilirdi. Gelelim baş karakterimiz olan  Deidre'ye..
Deidre karakteri güçlü bir kadın karakter. Şu sıralar okuduğum kitapların çoğunda böyle güçlü kadın karakterler görmek beni mutlu ediyor. Erkek karakterimiz olan Wolfram' açıkçası başlarda sevip sonra tarafsız kalıp hiçbir şey hissetmediğim karakterler arasına koydum. Bu karakterler dışında bazı karakterler vardı ki kendi ellerimle öldürsem yeri vardır diyeceğim türdendi. 
Son olarak yorumu toparlamam gerekirse kitaptaki çeviri hataları ve gereksiz uzatmalar olmasaydı tam puan vereceğim güzel bir kitaptı.

Kitaba oyum : 3/5