25 Haziran 2016 Cumartesi

GKBT 9. TUR | Sümeyye Akarçay - Hayatın Ruhu | Alıntılar

Merhabalar turumuzun son gününde sizler için bütün alıntıları bir araya getirdik :) 





















21 Haziran 2016 Salı

GKBT 9. TUR | Sümeyye Akarçay - Hayatın Ruhu | Kitap Yorumu


Yazar : Sümeyye Akarçay
Sayfa Sayısı : 566
Yayınevi : İndigo Kitap
Basım Yılı : Mayıs, 2016



Karanlığın içine ay gibi doğan bir aşkın hikâyesi.

Ömer Erez, gündüzleri çiziksiz, kamusal kimliği ile başarılı bir iş adamı; geceleri ise kendisini rahatsız edenleri hiç düşünmeksizin acımasızca öldürecek kadar katil ruhludur. Yeraltı dünyasının korkmasına sebep olan bir ünü vardır ve lakabını hakkıyla taşıyarak ruhu gibi hayatını da siyaha bürümüştür. Tüm yaşantısını keskin bir çerçeve içerisinde ele alan, emirlerinden asla dönmeyen gözü kara adamın karşısına üç farklı kişiliği ile Hayat çıkınca artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Hayattaki tek dayanağı olan babasının sağlığı için geleceğini feda eden Hayat Tanber, kendini sonu bulunmaz bir yolun içerisinde bulur. Adı gibi hayatın onu nereye götüreceği belli olmayan karanlık bir yola doğru çektiğinden habersizdir. Verdiği ani karar ya mutsuz edecek ya da mutluluğa boğacaktır.
Her ruhun kendine ait renkleri vardır. 
Hayatı gökkuşağına boyar ya da simsiyaha.
Ömer'in karanlık gecesine ay ışığı gibi doğan bir Hayat'ın hikâyesi...
(Tanıtım Bülteninden)



Herkese merhabalar! Turlar da olmasa buralara uğrayacağım yok :( 

 Gevezeler olarak son sürat tur yapmaya devam ediyoruz 9. turumuz ise Sümeyye Akarçay'ın kaleminden Hayatın Ruhu. Yukarıya tur takvimimizi bıraktım arada bir gelip uğrayın neler yaptığımızı görün. Bence büyük keyif alacağınız bir tur olacak. Bir de ayıptır söylemesi bu turun alıntı kalıplarını daha bir beğendim ben :P Tamam canım ben yapıyor olabilirim ama gerçekten çok daha iyi oldu :) Bugün hem daha geveze hem de kendine güvenli hissediyorum yahu! 
 Onu bunu bırakalım da biz ne ara 9. tura geldik.. Zaman çok mu çabuk geçiyor ne? Büyük bir zevkle yaptığımızdan zamanın nasıl geçtiğini bile anlamıyoruz. Ama üzülerek söylüyorum ki birkaç tur sonra YGS ve LYS sınav çalışmalarım için ufak bir ara vereceğim. Evet ara vereceğim siz anlamadan da geri gelmiş olacağım :) Ama siz bizim gevezeleri takip etmeye devam edin bomba işler yapacaklar eminim :)  Hem bu bir veda değil ki ufacık bir tatil için gidiş olarak düşünüyorum. Neyse girizgahı çok uzun tuttuk yorumu unuttuk :D

Gelelim kitabımıza,
Ömer tüm hayatı boyunca kendini ve sevdiklerini görünmez bir kutuda güven içinde saklayan özel hayatından hiç taviz vermeyen karanlık bir tip. Fakat işler her zaman onun planladığı gibi gitmiyor ve yolları Hayat ile kesişiyor. Başta her ne kadar ona ilgi duymuyor olsa da zamanla bütün planları değişiyor ve beklenmedik olaylarla farklı şekiller alıp onları beklenmedik bir hale sokuyor.
Tasarım olarak ise :
Kapağı benim en sevdiğim renk olan maviyle bezeli ve ufak dokunuşlarla göz zevkinize hitap eden bir hale getirilmiş. İlk baktığınızda direkt gözünüze kapaktaki Ömer ve hayatın kelimesindeki kuşlar göze batıyor. Daha dikkatli baktığınızda üst kısmına bir kız ve onun yanında da bir saat olduğunu görüyorsunuz. Alt kısmında ise şehir var. Aslında bunlar kitaptan ufak bir ipucu niteliğinde. Kapağı ilk açtığınızda giriş kısmında gül var ve bu gülün küçük hali bölüm başlarına da yerleştirilmiş. Buraya bir görsel bırakıyorum..




Bu güzel resimler Nurhayat'ımın kadrajından bu arada :) 

Gelelim içeriğe. Ömer diye ölüp bitmeyen bir ben varım sanırım ama adam karizmatik şimdi söylemeden geçemeyeceğim. İnsan hayran kalmıyor değil şimdi. Bizler bilindiği üzere nerede kalas, odun ve karanlık bir tip varsa onu merak eder sonrası hayranlık besleriz. Doğamız gereği budur. Neyse Ömer'i bırakalım Hayata gelelim. Hayat masum gibi gözükse de içinde cadı yatan bir veteriner kızımız. Bir de değinmeden geçemeyeceğim Hayat'ın en yakın arkadaşı Mısra var. Sanırım bu kız gerçek biri olsa öldürmek konusunda tereddüt etmeyeceğim özelliklere sahip. Kitap boyunca aşırı sinir oldum kendisine. Kitapta hani çok yaptığı bir şey yoktu ama beni aşırı rahatsız etti bilemiyorum.

***

Yazarın dili oldukça akıcı olduğu için kitabı çok hızlı bir şekilde bitirdim ki bir yandan da bitirdiğim için kendime kızdım. 
Ufak bir nokta var oraya değinmeden geçmek istemiyorum. Bazı yerler bana çok hızlı geçilmiş gibi geldi fakat buna rağmen güzeldi. Kitap hakkında son düşüncelerimi toplamam gerekirse bütünüyle severek okuduğum bir romandı. Zaman zaman güldüm, sinir oldum, üzüldüm. Kitabı öneriyor muyum peki tabiki deee! 

Oyum : 5/5* 

Dipnot: Yorumu yazarken bu aralar sıkıntı yaşıyorum umarım size kitabı düzgün bir şekilde aktarabilmiş ve bilgilendirebilmişimdir. Yeni yorumlarda görüşmek dileğiyle..

Gonca. 


11 Haziran 2016 Cumartesi

Işıl'ca - Duygu | Kitap Yorumu

Yazar : Işıl'ca
Sayfa Sayısı : 662
Yayınevi : İndigo Kitap
Basım Yılı : 2015


Anne sıcaklığı , baba emniyeti olmayan bur dünyada ayakta kalmaya çalışan kırılganlık abidesi Duygu… Üç yoldaşı vardı onu taşıyan. "Develerim" diyordu onlara. O develer ki İstanbul'un en arızalı tipleriydi. Her ne kadar bela makinesi olsalar da Duygu için tek gerçek vardı : "Bekir candı, Ali kandı, Sedat aşkı" Ve hayat onlar için bir duadan ibaretti. İyiyim… iyiyiz… biz hep iyi oluruz. Güçlü olmayı en zorlu yollarda öğrenmiş dev bir çınardı Sedat. Hayatta yorulmuş, aşktan çoktan vazgeçmişti. Yüreğini ördüğü çelik duvarlar arasına saklamış acımasız bir adamdı o. Acılarla atılmış düğümlerin arasında filiz verebilir miydi aşk? Meleği şeytana döndürüp, şeytanın ruhunu ele geçirebilir miydi aşk?
(Tanıtım Bülteninden)


Herkese merhaba! Duygu, daha önce Müptela Yayınları etiketiyle yayınlanmıştı şuan İndigo Kitap etiketiyle raflarda yer alıyor. Ben kitabın İndigo baskısını okudum. Sanırım okumayan bir ben kalmıştım :(

***

Duygu iki günde bitirdiğim bir kitaptı. Şahsen kalın olduğu için kenarda bekletiyordum. Buse ablanın önerisi üzerine başladım. İlk seferde yarısına geldim ki uykum gelmese daha fazla okuyacağımı düşünüyordum. 
Yazarın dili epey akıcıydı. Bazı noktalarda gizlediği ve
yerleştirdiği
ipuçlarıyla ben birçok olayı tahmin ettim. 
Kitap romantikliğinin dışında komik ve bir o kadar da karakterlerin geçmişlerini merak edip bu hale nasıl geldiğini sorgulayacağınız türdendi. Karakterler ise Allah'ım Sedat, Ali'm ve Bekir.. Ne diyebilirim ki harikalar. Sanırım kitabı okuyanların %80'ı bu üç deve yüzünden evde kalabilir :D Gelelim asıl kahramanımız olan Duygu'ya, Duygu geçmişinde başından çok kötü olaylar geçmesine rağmen gülümseyen ve kitabın çoğunda yüzünüzde tebessüm olmasına vesile olan bir karakter. Başlarda biraz kızacaksınız ama daha sonra çok seveceğinizden eminim. Okumadan önce kitabın abartıldığını düşünüyordum ama okuduğumda gerçekten üç devenin hiç abartılmadığını gördüm. Özellikle Sedat sanırım güzel seven erkekler listemde kendine yer edindi bile.. :) Kitapta keşke dediğim bir nokta vardı ki keşke karakterlerin geçmişleri biraz daha anlatılsaydı dedim fakat Ali'm ve Bekir kitabını henüz okumadığım için bu düşüncem belki yanlıştır fakat onlar olmasa bile Duygu'nun Sedat'la tanışma kısımı keşke daha ayrıntılı okuyabilseydik dedim. Sanırım bu benim hiç tatmin olmayan ayrıntıcı okur özelliğimden ötürü :( Ama kitabın bu hali bile güzeldi. Kitabın hala etkisinde olduğumu da belirtmeden geçemeyeceğim.
Yazarın diğer kitaplarını kesinlikle okuyacağım.
Bir de bir not bırakayım iç eleştiriye geçmeden : Duygu ve develeri hayal ürünüdür onlar gibi insanlar sadece kitaplarda bulunur acı ama gerçek. (Sadece kendimi inandırmaya çalışıyorum :D ) Bu tip kitaplar sizi bunalıma sokup gerçek hayattan uzaklaşmanıza sebep olabilir. Gonca uyarmadı demezsiniz :D

***

Kitabın son yüz sayfasında biraz sıkıldım fakat buna rağmen ara vermeden okudum. Bunun dışında kitapta yazım hataları ve baskı hataları epey çoktu ve bu beni aşırı rahatsız etti. Bir sayfa üç kez basılmıştı :( Umarım diğer baskıda düzeltilir diyorum. 

Son olarak puanım : 4/5

5 Haziran 2016 Pazar

Dilan AK - Kalbimdeki İmza | Kitap Yorumu


Yazar : Dilan Ak
Sayfa Sayısı  : 488
Yayınevi : Mendirek Yayınları 
Basım Yılı : 2015 

…Aşkın gerçek aşkla sınanmasına soluksuz şahit olacaksınız.
-L. Müjde Albayrak, Hissiz ve Maske'nin yazarı

En yakın arkadaşının kız kardeşine aşıktır Demir… 

Her şeye rağmen onu istiyordur. Onsuz geçirdiği her saniyeyi yaşanmamış sayacak kadar aşıktır genç adam. Onun için dünyanın bir ucuna gitmeye bile razıdır. Bu özlemin bitmesini, yıllardır tek taraflı sürdürdüğü aşkının karşılık bulmasını istiyordur artık. Sevdiği kadının kalbinin bir başkası için atması canını yaksa da, sonuna kadar savaşmaya kararlıdır.


Beş yıl önce annesini bir trafik kazasında kaybeden Fulya'yı ise, yazgısı Ankara'dan Londra'ya bir rüzgar gibi savurmuştur. Yaşamış olduğu yerden uzaklaşma isteği, Kingston Üniversitesi'ne yüksek lisans öğrencisi olarak kabul edilmesiyle birlikte gerçekleşmiştir. Ancak genç kızın bilmediği bir şey vardır. Kendisini gizliden gizliye çılgınca seven ve aşkı uğruna her şeyi geride bırakıp Londra'ya gelen Demir'in varlığı… 


Demir'in yıllarca herkesten gizlediği sırrı su yüzüne çıktığında, her şey ters gitmeye başlar. Genç kızın karşısında yaralı, umudunu yitirmiş, güçlü olmak için direnen bir adam vardır. Ama Fulya'nın kalbi bir başkasına aittir. Ta ki sevdiği adamın ona yaşattığı büyük acıya kadar…

"Ellerim o güzel yüzüne dokunmak, burnum tatlı kokusunu içine çekmek, dudaklarım dudaklarıyla buluşmak istedi. Ama sadece istemekle kaldı. Bir kez daha bu denli isteyip ona dokunamamak yeni bir acı daha ekledi yüreğime. Acıların en ağırı, katlanılması en güç olanı..."
(Tanıtım Bülteninden)



Kitabın kapağında Müzjde Albayrak'ın "Aşkın gerçek aşkla imtihanı." yorumuna katılıyorum. Bence kitabın özeti bu cümle olabilir. 
Kitabın başlarında bu Fulya ve Aras birbirini seviyor Demir bütün olayı bozuyor ve gereksiz biri dedim ki sanırım Demir'i sevenler bu sözüme çok kızacak.  İlk bölümlerde olaylara adapte olmakta biraz sıkıntı yaşadım. Çünkü kızın hayatı mükemmeldi. Tek sıkıntı Demir'deydi. Daha sonra işin gerçek yüzünü öğrendiğimde Arası gebertmek ve Demir'in sevgisinin gerçekliğiyle kendime geldim. Demir'i nasıl harcamışım dedim :D Birkaç yorumda Fulya karakterine kızıldığını ve pek sevilmediğini gördüm ki ben onlara katılmayacağım sanırım. Her ne kadar tutarsız bir karakter olsa da bence içinde bulunduğu duruma göre gayet normal davranışlar sergiliyordu. Kitap yazarın ilk kitabı olmasına rağmen kalemi gayet iyiydi. Hele kitabın sonlarına doğru daha merak ederek sayfalarını çevirdiğimde sanki o kısımlarda yazarın kalemi daha farklı geldi. 
Kitap kime göre beklendik sonla bitse de bence o beklendik yola giderken yaşananlar gayet farklı bir şekilde kurgulanmıştı. 
Kapağın albenisi hele. Bence yayınevinin hazırladığı en iyi kapak :)
Kitabın ayracı bende yok en üzüldüğüm durum. Fuara gidebilirsem alacağım inşallah. Her seferinde olduğu gibi yorumu toparlamam gerekirse,
Değişik kurgusu içinde karakterlerin kimliklerini anlamakta zorlanacağınız sürükleyici bir kitap. Bir şans vermelisiniz derim. 
Haa bir de dipnot, Demir'in sevgisi hiçbir erkekte bulunmaz tamamen kurgudur diye uyarımı yapayım :D 


GKBT 7. TUR | Nur Ötken - Seher Vakti | Kitap Yorumu


Yazar : Nur Ötken 
Sayfa Sayısı : 496
Yayınevi : Postiga Yayınları
Basım Yılı : 2016



"Bilir misin? Duaların en kabul olduğu vakitlerdenmiş seher vakti. Hani güneş daha doğmadan hemen öncesi... Aydınlıkla karanlığın hemen sınırı… Ne zifiri ne de her yer ışık. Senin gibi."

Hayata ve kendine öfkeli Seher ile gözü yaşlı küçük kız Nisa, yalnızların annesi olan bir kaldırımda tanışıp el ele çocukluk sokağından geçecekti. Ve orman yürekli Nasuh, sevda sokağında onlara eşlik ettiğinde, açığa çıkan sırların sapağında sınanacaktı kalpleri. Seher ve Nasuh'un seçimleri, bir Seher Vakti gibi ne zifiri ne de aydınlık olacaktı.
(Tanıtım Bülteninden)



Merhaba! Seher Vakti benim sınav haftamda okuyup bitirdiğim bir kitaptı. Kendime her seferinde birkaç bölüm okuyup bırakırım diye söylesem de her seferinde 100 sayfa okumadan kalkmadım. O denli sürükleyici bir kitap.

Kitabın kapağı aslında kitabı özetler nitelikte.Nisa adında bir miniğimiz var. Seher bir gün onu ağlarken bulup kreşine götürüyor ve onun için kavga ediyor. 
Kitapta bütün olaylar böyle başlıyor aslında. Kapağın üzerindeki kalpli balonlar ise Seher ve Nasuh ikilisini temsil ediyor bence. 
Kitabın bölüm başlarında kuşlar ve yazar-şair sözleri bulunuyor ki ilk gördüğünüzde böyle bütün kitabı yoklama istediği uyandıracak derecede hoş duruyor. Tasarımının dışında karakterlerine değinmek istiyorum. Seher hayatta başından bir sürü kötü olay gelmiş ve mutluluğa, güzel duygulara karşı olan bütün inancını yitirmiş umutsuz, karamsar bir kız. Nasuh yönetmen ve tam bir beyefendi. Nisa'nın koruyucu prensi olarak da nitelendirebiliriz. 
Gelelim Nisa'ya, Nisa anne ve babasının ölümünden sonra dayısı Nasuh'un yanında kalan tatlı mı tatlı bir kız.


Yorumu son olarak toparlamam-düşüncelerimi ifade etmem gerekirse, 
Yazarın kalemi gayet akıcıydı. Kitabın içinde her ne kadar dram olsa da bu dram sizi boğmuyor ve ara sıkıştırılmış birkaç kelimeyle birden yüzünüzde tebessüm oluşturabiliyordu.
 Bir de yazarın  bilinmedik isimler kullanması benim çok ilgimi çekti ki bu bence ekstra puan verebileceğim bir nokta. Bunun için ayrıyeten bunun için kendisine teşekkür ediyorum. 
Kitabın bana göre ana mesajı "Hayatta olumsuz olduğu kadar olumlu şeyler vardır. Yeter ki sen hayata küsüp her şey kötü gidecek diye sırtını dönme." 

Kitaba oyum : 5/5 


4 Haziran 2016 Cumartesi

GKBT 7. TUR | Nur Ötken (asosyal_kitapkurdu) - Röpotaj |


Herkese merhabalar! Geveze Kalemler yine iş başında! Sizlere harika bir röportaj getirdim :) 

  • İlk önce bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Neleri seversiniz
    -Ege Üniversitesi'nde Psikoloji bölümü okuyorum. :) Genelde gezmeyi çok sevmediğimden ev kuşuyumdur, tabi kitap okumayı da aşırı severim. Onun dışında anime izlemek de vazgeçilmezimdir. :)
    Psikoloji okumayı kendiniz mi seçtiniz?
    Evet, kendim istedim, kendim seçtim. Hatta çevreme bunu kabul ettirmek için de epey çaba harcadım. Hala da kabullenmiş sayılmazlar. 😄 😄
    İlk kurgunuzu yaptığımızda kaç yaşındaydınız?
    -Bunu hatırlamak benim için zor. Çünkü evde bazen eski defterlerimi falan karıştırırken yazdığım hikayeleri buluyorum. Ama ciddi, kurgu diyebileceğim yazıları yazmaya başlamam 11 - 12 yaşlarıma tekabül ediyor yanlış hatırlamıyorsam. :)
    Kurgularınızı oluşturuken belirli bir çizgi üzerinde mi gidiyorsunuz yoksa anında aklınızda belirdiği ve sizi yönlendirmesiyle mi hazırlıyorsunuz
    -Yazmaya başlamadan önce kafamda belli bir plan olur. Ama daha o plana tam olarak uyduğum olmadı. :) Belirli bir çizgisi olsa da arada yazdıkça aklıma yeni fikirler geliyor. Özellikle Wattpad gibi bir paylaşım ağında yazmanın da etkisi oluyor bunda. Oradan aldığım geri dönüşler, yorumlar, fikirler de etkili oluyor. Ama genelde ilerleyiş çizgisi ve finali kafamda hazır durur.
    Yazmak hayatınızda neler değiştirdi?
    -Yazmak, aslında Wattpad'te paylaşmaya başladıktan sonra hayatımda pek çok şeyi değiştirdi, çünkü zaten çok küçük yaşlardan beri yazdığım için zaten hayatımın bir parçasıydı. Yine de yazdıklarımı kimseyle paylaşmayan biri olarak Wattpad benim için bir devrimdi diyebilirim. İnsanlara yazdıklarımı ulaştırmak, onların fikirlerini almak yazım tarzımı bile etkiledi. Diğer yandan hikayelerimin kitaplaştırılması da yazı hayatıma ciddi anlamda etki etmiş asıl olay.
    Yazarken neler hissediyorsunuz? Kendi oluşturduğunuz bu dünya en çok nelerden ilham alıyorsunuz?
    -Yazdığım kurgunun konusuna göre ruh halim de değişiyor, ben karakterlerimin duygu durumlarına aşırı adapte oluyorum. Dram içerikliyse negatif, üzgün bir ruh halinde olurum hikaye süresince. Daha eğlenceli bir kurguysa neşem yerinde olur. İlham konusunda ise... Karakterlerimi oluştururken kendimden parçaları veririm ama bariz olmayabilir. Örneğin Seher'in hayata bakış açısında kendimden çok parça kullandım. Genelde de çevremi gözlemleyip bizzat tanıdıklarımın hayatlarını kullandığım oluyor. Onun dışında bir de hayal gücü tabi :) Gerçek hayatta olmayan karakterler yazmayı seviyorum, özellikle erkek karakterlerde. :)
     
    Konu Seher Vakti'ne gelmişken. Kitap dram olmasına rağmen bazı kısımlarda okurken yüzümde tebessüm oluştu. Böyle bir hikaye nasıl oluştu? Bize biraz yazım sürecinden bahsedebilir misiniz?
    -Seher Vakti yine adı gibi bir seher vaktinden ilham alarak başladığım bir hikaye. Bazı geceler sabaha karşı uyuyabildiğim için seher vakitlerinde ayakta oluyordum ve bir gün kitabın arka kısmında yazan kesiti karaladım. Sonra da üzerine karakterleri oluşturdum. Seher Vakti'nin kurgusu eksiksiz değildi, çok zorlandım. Bunun sebebi de beni ruhen etkilemiş olan Bir Yalnız Günebakan'dan hemen sonra yazmaya başlamamdı. Onun için yazarken çok bocaladım. Elimden geleni yaptım yine de. Seher acı çektiği kadar hayatı da alaya almaya çalışan bir karakterdi. Bu da zaman zaman o dramdan, karamsar havadan kurtulmasında en büyük etkendi. Hem safi dram yazarsam kendim de boğuluyordum. Arada bir nefes arası gibi tebessüm edebileceğimiz kısımlar yazmaya çalıştım. Benim için sarsıntılı bir geçiş dönemine denk gelen bir hikayeydi gerçekten. :)

    Karakter isimlerinizi nasıl seçiyorsunuz?
    -Seher Vakti'ni olduğumda epey şaşırdım. Herkes popüler isim tercih ederken siz biraz daha duyulmadik isimler tercih etmişsiniz😊Seher Vaktin'de özellikle dikkat ettim popüler olmamasına. Anlamlarına baktım tek tek. Zaten Seher'in ismi belliydi, Nasuh içinse epey bir araştırdım.
    (Nasuh : Temiz anlamına geliyor.)
    Oluşturduğunuz karakterlerden en çok sizi yansıtan karakteriniz hangisi?
    -Cidden zor bir soru oldu :) Sanırım Seher diyeceğim. En azından büyük oranda. Hayata karşı umutsuz tavırları, sevgiyle, güvenle ilgili düşünceleri zaten birebir benim yansımam. Her karakterde kendimden parçalar kullanmıyorum demiştim ama en çok ona yansıttım sanırım dünya görüşlerimi. :)
    Sizi takip ettiğim kadarıyla tam bir kitap kurdusunuz. Siz kitap alırken nelere dikkat ediyorsunuz?
    -Kitap alırken yorumları okurum, zevkine güvendiğim insanların görüşlerini öğrenirim. Onun dışında konusu beni çekiyorsa pek fazla da düşünmem, alırım. Yayınevi de etkili olabiliyor bu anlamda. Zaten daha önceden kitabını okuduğum ve beğendiğim bir yazarsa kim ne derse desin diğer kitaplarını alırım :)
    Peki keşke ben yazmış olsaydım dediğiniz kitap var mı?
    -Klasiklerden Çalıkuşu, öyle bir eser ortaya çıkarmak isterdim. Bana her zaman ilham olmuştur. Yakın zamanda okuduğum, popüler kitaplardan Fahrenheit 451, Ardında Bıraktığın Kadın kitapları da yazmış olmayı dilediklerimden. Bir de Kamelyalı Kadın'ı unutmayayım, içimi yakan kitaplardandır. Elimde olsa sonunu değiştirirdim o kitabın. :)
    Bir kitabın içine girip karakteri olma şansınız olsaydı bu hangi kitap olurdu?
    -Aslında sevdiğim her kitapta bunu yaşıyorum. Karakterlerden biri değil de, farklı, hikayede etkili olacak bir karakter olmayı istiyorum. Yani o yüzden belli bir isim veremeyeceğim. :)
    Biliyorum cevaplamak zor ama en sevdiğiniz kitap?
    -Bu gerçekten çok zor bir soru, çünkü bende epey vardır çok sevdiğim kitap. Ama yine de az önceki sorunun cevabı burada da geçerli sanırım. :) Bu zamana kadar etkisinde kaldığım, bayıldığım çok kitap oldu ama okuduğum yaş, o zaman bıraktığı etki olarak Çalıkuşu benim için çok özeldir her zaman. Bir de buna Fahrenheit 451 eklendi. Yazmayı ve okumayı seven bir insan için güzel dersler içeren bir kitap olduğundan başucuma koydum onu da. :)
    En sevdiğiniz yazar ve kitabı?
    -Şimdi önceki soruda en sevdiğim kitap bazında cevap verdim ama en sevdiğim yazar Tess Gerritsen’dır. J Onun yanında Harlan Coben, Dan Brown’u da takip ederim. Romantizmde de son zamanlarda Amy Harmon’a verdim kalbimi. J
    Kendinizi bir kelime ile anlatsanız bu hangi kelime olurdu ?
    -Karamsar. Kesinlikle beni özetleyen bir kelime. :)
    En son okuduğunuz kitap?
    -Son Dönüşüm'ü bitirdim, şimdi de Paulo Coelho'dan On Bir Dakika'yı okumaktayım. :)
    En son izlediğiniz film veya dizi?
    -En son X Men: Apocalypse'i izledim sinemada. Türk dizilerinden sadece Hayat Şarkısı'nı takip ediyorum, yabancı dizilerden de Person of Interest'in tutkunuyum. :)
    Asla tahammül edemem dediğin şey?
    -Benim hayatta tahammül edemediğim çok şey var ama samimiyetsizlik sanırım en baskını. Daha doğrusu fayda için birine yaklaşmak ve sadakatsiz olmak. Buna gerçekten dayanamam.
    Asla yapmam dediğiniz şey?
    -Asla, asla dememek lazım ama. :) Ben çok fazla "asla" diyen bir insanımdır buna rağmen. Şu ara asla evlenmem diyorum. 😄 😄
    Kitaplarınızı okumayanlar için nasıl özetlersiniz?
    -Şu ana kadar yazdıklarım için söyleyebileceğim, hüzün ve umutsuzluk olsa bile aşkın gelişiyle acılara direnmenin hikayeleri... Ve sevmeyi bilen adamların, sevmeyi öğrenen kadınların hikayeleri diyebilirim.:)
    En sevdiğiniz ve önerdiğiniz anime? 😊
    -Bu konuda da listem uzun benim :P Türüne göre aslında, daha çok aşk temalı Kamisama Hajimemashita, Akatsuki No Yona da güzel, fantastik ögeler barındırıyor. Death Note zeka oyunlarını sevenler için zaten bir numara. :) Ama tabi bir de Kyoukai no Kanata var, en son izlediklerimden çok beğendiğim. Bu liste uzar gider. :D
    Röportaj için çok teşekkür ederim vaktinizi ayırdınız tek tek cevapladınız sorularımı umarım zevk almışsınızdır. Ben içi yeri ayrı olacak :)
    -Ben çok teşekkür ederim tekrar tekrar :) çok mutlu oldum keyif de aldım. Umarım size de değmiştir :)