16 Aralık 2016 Cuma

Ayfer Tunç - Suzan Defer | Alıntılar


1-"Bir kadın birden bire günlük tutmaya başlamışsa, ya aşık olmuştur ya terk edilmiştir. "

2-"İnsan ya kendi kendine konuşur, ya kendi kendine yazar. Kendi kendine konuşmayı makbul saymazlar. Oysa ne fark var ki arada?"

3-"Belki bir gün bu defteri eline geçirecek meçhul kişi : Sanma ki, aklı, suyu çekilmiş bir kafatasının içinde bir avuç kar gibi hızla eriyen bir adamın defterini okumaktasın. Kafatasımın suyunun çekildiği doğru. Islanmış da kurumuş, kuruyup çekmiş bir tahta parçasını andırıyor kafatasım, ama içinde kurşun kadar ağır bir şey var. Adımın bir öneminin olmadığını bende biliyorum. Ama şu satırları yazan ele sahip vücut bir ad taşıyor. Ad vücudu var kılar. Gerçek bir hayat hikayesi olarak değil, gülüp geçtiğin basit romanlar gibi oku beni. Bir iz kalsın ardımda, ama okuduğun anda unutulacak bir iz. Unutulmayacak bir iz bırakan adamlardan değilim. "


4-"Aynı şeyleri yazmaktan sıkılıp bıraktım. Bu defa olağan dışı bir şey yok hayatımda. Hatta her şey fazla olağan. Belki yine aynı şeyleri yazarım: Bugün hiçbir şey olmadı. Bugün de hiçbir şey olmadı. Bugün de. Sonraki sayfalara da ( " ") işareti koyarım."

5-"Artık yazdıklarımın bir anlamı olsun istiyorum. Bir şey söylüyor olayım. Bu ne bu, bu satırlar ne anlama geliyor? diye bir soran olursa, sanki olabilirmiş gibi, diyeyim ki: bu bir hikâye, ama biraz karışık."

6-"Yaşamak her şeye rağmen bir iz bırakmaktır yeryüzünde. -Ben de yaşadım, sizin kadar!-"


7-"Suzan 'aşk acıyı sevmeye benziyor' demişti, 'yakıyor biliyorsun, ama yine de gidip aşık oluyorsun. ' "

8-"Evde oturarak dışarıdan gelecek hikayeleri beklediğimi, artık hatırlamaktan usandığım kendi hikayemi ancak başkalarının hikayeleriyle yan yana gelince yeniden okuyabileceğimi; böylece kıyaslayıp anlayabileceğimi (mutsuz muyum, şanslı mıyım, kederli miyim, değersiz miyim, beyhude miyim, anlamlı mıyım ) ve yeryüzünden çekip gitmeme daha varken, kalan vaktimin buna ancak yeteceğini, belki de yetmeyeceğini arkadaşıma anlatamadım. Anlamazdı. O anlayabilecek, ben anlatabilecek olsaydım, benim gibi adamların cenneti olurdu dünya. "

9-"Düşündüm, BİR HAYAT NEDİR? Başlar ve biter, BİR HAYAT NEDİR? Acı ve tatlıdır, unutulur hepsi, BİR HAYAT NEDİR? Emin olmasam da 'hayat bir iz bırakmaktır' diyebilirim. Mezar taşı bir iz sayılır mı, emin değilim. Razı olan için mezar taşı bir izdir. Ben razı değilim. Gerçi elimden ne gelir?"


10-"Hayatımda hiçbir şey olmuyor. Durduğum yerde durursam olacağı da yok."

11-"Ağladığını hissettirmemek çok zordur, " dedi, "gözlerinden yaş akar, burnunu çekmemek için ağzından soluk alırsın. Verdiğin sıcak soluk yüzünü sızlatırken, aldığın soğuk soluk boğazından geçer, kalbine iner. Omuzlarının titrediği hissedilmesin diye kaskatı kesilirsin. Ağladığını duyurmamak çok yorar insanı."

12-"Gençliğiniz haram olmuş desenize, " dedim. Çok şaşırdı, çevresine siyah, kalın sürmeler çektiği gözleri iri iri açıldı: "İnsan gençliğini aşka vermezse, gençlik neye yarar?" dedi. Saçma sözler ettim, ne inandığım ne inanmadığım sözler; tatmadığı bir duygu hakkında akıl yürütmeye kalkışan zavallı bir adamın acınası çabası. "Ama sonunda kaybeden siz olmuşsunuz." Kayıp mı? Kaç kişi böylesine sevebilmiştir dünyada?" "Ama kucağında bir kucak korla kalan siz olmuşsunuz." "İyi ya, boş değildi kucağım." "Ama yandınız, kül oldunuz." "Ama vardım, kül bunun kanıtı. "

13-"Belki de bir türlü yaşayamadığımız için bu kadar büyüdü aşk, "dedi, "aslında kısa bir şeydi, zamana yayıldı.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder