26 Haziran 2017 Pazartesi

My Love From Another Star | Dizi Yorumu


Dizi Adı : My Love From Another Star (birkaç farklı ismi var)
Bölüm Sayısı : 21
Orijinal Dili : Korece
Ülke : Güney Kore 
Türü : Romantik Komedi
Yayınlanma Tarihi : 2013 - 2014

Merhabalar! Herkesin bayılarak izlediği bir dizi yorumuyla karşınızdayım. *Bu sefer sadece ben ölüp bitiyor değilim yani hihihi*
Do Min Joon bir uzaylıdır. Dünya'ya gelmiş ve geri dönememiştir. Dönüş için beklemektedir. Gitmesine 3 ay kala Chun Song Yi ile karşılaşır ve hiç ummadığı bir şey olur. Ona aşık olur. 
Chun Song Yi ise Kore'nin en ünlü oyuncusudur. Bu ikilinin karşılaşması sanıldığı kadar basit bir aşkı ortaya çıkarmayacaktır. 

Ben diziye instagram keşfetimde rastlayınca merak ettim ve izlemeye başladığım. Çoğu kişi tarafından da övgü duyduğum için pek tereddüt etmedim. Dizinin oldukça değişik bir kurgusu ve sürükleyici bir konusu vardı. Korelilerin en sevdiğim yanı asla mıçmıç* (bu vıcık vıcık anlamına geliyor :D ) saf aşk konu edinmemeleri. İlla içeriye bir entrika olsun bir hazımsız insan evladı giriyor :D
Dizdeki oyunculuklardan bahsetmek istiyorum. En azından Gianna Jun. Ben bu dizisinden önce Legend of the Blue Sea 'yi izlemiştim. Fark ettiğim nokta hep kaçık kadın karakterleri oynadığı :D :D
Üstesinden de harika geliyor. *alkış alkış*

Oynadığı karakteri biraz daha anlatmak istiyorum. Yukarıda belirttiğim gibi Kore'nin en ünlü oyuncusu. Fakat öyle bir şey oluyor ki birden hayatı yerle bir oluyor ve imajı zedeleniyor. Yaşadığı zor zamanlarda ise karakterin aslında göründüğünden daha olgun olduğunu anlıyoruz ki yaşadığı bu durum boyunca kullanılan replikler beni oldukça etkiledi. Özellikle de ;


Günümüzde hangi insan böyle değil ki..?
Güzel kızımızı bir yana bırakıp esas oğlana dönelim..

Yakışıklı uzaylımız;
kendisi her ne kadar soğuk nevale bir tip olarak gözükse de içinde fırtınalar kopuyor bunu son bölümlere doğru daha bir net görebiliyoruz. Fazla akıllı olan bu karakterimiz söylemeden geçemeyeceğim aşık olunca *demek ki zekada bir yerde işe yaramıyor* bütün ilmek ilmek işlediği planlı hayatı altüst oluyor ve duyguları aklını ele geçiyor. Dizi boyunca en çok sinir olduğum şey başlarda fazlasıyla donuk ve duygusuz bir karakter olmasıydı ki sonlara doğru açıldı şükür. 


Kıskançlık kokusunu alabiliyor musunuz? Böyle güzel bir kız varken ikinci bir erkek olmayacak mı sandınız. İşte ikinci erkeğimiz;

Bu yakışıklımızın adı ise Lee Whi-Kyung :) Kendisi Cheon Song-yi 'ye ortaokuldan beri aşık. Arada kendisine üzülsem de üzgünüm bebeğim bir Do Min-Joon değilsin :) 
Yavaştan yorumun sonuna gelelim değil mi ama?
Dizi genel olarak sevdiğim izlerken keyif aldığım bir diziydi. Olayların çözülmesini beklerken sinir krizi geçirmemi saymıyorum. Keyifli vakit geçirmek istiyorsanız tavsiyemdir! 
Kapanışı birkaç gif ve görselle yapayım. Yeni yorumlarda görüşmek üzere :)







*ramen yerken bizler 






Bana ulaşabileceğiniz adreslerim :
mail : gncarazz@gmail.com
Facebook : Gonca'nın Dünyasından
İnstagram : daisyandbook

29 Mayıs 2017 Pazartesi

Strong Woman Do Bong Soon | Dizi Yorumu

Dizi Adı : Strong Woman Do Bong Soon
Bölüm Sayısı : 16
Orijinal Dili : Korece
Türü : Romantik Komedi
Yayınlanma Tarihi : 2017
Ülke :Güney Kore

Merhabalar! Tatlı mı tatlı bir Kore dizisi yorumumla daha karşınızdayım. 
Konusundan kısaca bahsetmem gerekirse,
Do Bong Soon'un ailesindeki tüm kadınlar büyük bir güçle donatılmıştır. Nesilden nesile aktarılan bu güç Do Bong 'a da geçmiş ve artık sıradışı bir insan olmuştur.
Günün birinde yolu Ainsoft 'un CEO'su olan An Min-Hyuk ile kesişir. Do Bong'un gücünü gözleriyle gören Min onu koruması olarak tutar ama bilmediği bir şey vardır bu kıza aşık olacak ve birlikte maceradan maceraya koşacaklardır.


Taadaaaa! İlk karşılaşma kızımız epey bir atarlıyken esas oğlanımız hem cool hem de şaşkın! Dizi boyunca sanırım en sevdiğim şeylerden biri Min'in harika mimikleriydi. Bir insan bu kadar şapşal ve sevilesi olamaz yahuu *kalpçikler kalpçikler*
-Senin de sevmediğin bir kore dizisi yok dediğinizi duyar gibiyim şuana kadar izlediğim diziler kötü değildi ben ne yapayım adamlar çok iyi senaryo ve çekim yapıyorlar beğenmemek ayıp olur yaniii-


Dizi boyunca abartısız her bölümde kahkaha atıp yaaaa bunları yiyeceğim çok tatlılar dedim.(İZLERKEN ADETA ERİDİ.)
 Resmen firendship goals yani bir insan birbirine bu kadar mı yakışır *_*


Kızlar size harika bir haber gifte gördüğünüz muhteşem beyefendimiz de dizide! Min ne kadar şapşal ve ponçik ise Kook Doo ise bir o kadar sakin ve cool. Üstelik de polis! 
Üzülerek belirtmek istediğim bir nokta var ki ikinci çoçuk..  BOF'dan sonra en çok üzüldüğüm ikinci çoçuk sendromuydu.  Harcıyorlar yanii hem de hiç kıymadan çatır çutur gidiyor garibim.. Neyse Min'i kaptırdık ama Kook Doo bizim ;)


İkisi yan yana gelince fazla tehlikeli durmuyorlar mı? En azından kalbimiz için.. Fazlasıyla... Biraz da ponçik kızım Do Bong dan bahsedeyim.



Oyuncak bebek gibi değil mi? Böyle bakınca Min kadar benim de kalbim eriyor. Bu kadar tatlı olmak zorunda mısın acaba?


Eee güzellik bir yere kadar malum kızımız Hulk 'ın kız versiyonu gibi olduğu için arada ciddiyete bürünüyor. 


Dizi her ne kadar romantik komedi olarak geçse de aksiyon ve macerası da bol.Vıcık vıcık aşktan sıkılmıyoruz yani. Arada beyin jimlastiği de yapıyoruz. Bu açıdan da bir artısı var bende. Yukarıda ki gif içinse yorum yapmıyorum.. *kıskandı.*

Dizi hakkında değinmek istediğim bir diğer nokta ise ostları!
Ben diziyi izlemeden önce ostlarını dinlemiş ve çok sevmiştim. Dizi de ise öyle yerlere yerleştirmişler ki tam olarak verilmek istenen duyguyu hissedebiliyorsunuz.
Sevdiğim ostları bırakayım;





Dizi hakkında söyleyeceklerim bu kadar bütünüyle sevdiğim bir dizi oldu. Birkaç tane daha gif bırakıp gidiyorum. O zaman dans!






Yeni yorumlarda görüşmek üzere..

instagram : daisyandbook






6 Mayıs 2017 Cumartesi

Flower Boy Next Door | Dizi Yorumu

Dizi adı : Flower Boy Next Door
Bölüm Sayısı : 16
Dili : Korece
Türü : Romantik - Komedi

Herkese merhabalar! Uzun zamandır kore dizisi yorumu girmiyordum yeni bir dizi ile geldim.
Dizinin yayın tarihi 2013'e dayanıyor. Konusu ise,
Bazı olaylardan dolayı kendini eve kapatmış olan kızımız Go Dok Mi 'nin karşı komşusuna platonik olarak aşıktır. Bir gün onu gözetlerken İspanya'dan gelen kardeşine yakalanır ve her şey burada başlar.
İspanya'dan gelen Enrique, Go Dok Mi için bir şeyleri değiştirmek ister. Fakat bu düşündüğü kadar kolay olmayacaktır. 
Bir de Go Dok Mi 'ye platonik bir beyefendimiz var.Oh Jin Rak. Webtoon çiziyor kendisi. Konusu hemen hemen böyle daha fazla detay verirsem spoiler olacak gibi o yüzden susuyorum. ;) 
Diziyi genel olarak sevdim ve bolca güldüm.Bir de sanırım şuana kadar izlediğim kore dizileri içerisinde en iyi sona sahip olanı Flower Boy Next Door'du. Senaristine bolca tebrikler.
Saçma sapan olaylar üzerinden gereksiz şeyler çevirtmediği için ayrıca bir tebriği daha hak ediyor. Gereksiz alavere dalavere olmayan dozunda komedi dozunda aşk görmek istiyorsanız izleyin derim. Kafa dağıtmaya bire bir.
Bana bu kadar gevezelik tabiki yetmez o yüzden;

 Biraz daha gif şöleni ve film hakkında gevezelik edeyim spoilersız tabiki ;)


Dizinin şapşalı Enrique'nin yaptığı her şey ayrı bir olay ayrı bir komediydi. Kendimi gülmekten alamadım. Dizinin başından sonuna kadar kullandığı pandalı şapkadan bulan olursa bana bir haber etsin :D Sevimlilikte zirve yapan bir karakterdi.Böyle ekrana yapışıp şapşalsın diye birkaç kez bağırmış olabilirim :D


Aşırı depresif olan Go Dok Mi'yi ise pek sevebileceğimi söyleyemeyeceğim. Ne sevdim ne de sevmedim. Tarafsızım.
Fakat şunu söylemeden geçemeyeceğim The Heirs'ta Park Shin Hye 'nin oyunculuğu daha güzeldi. 


Eveet! Size bahsettiğim panda şapkası bu ^_^ Burada Enrique 'ciğim olayı biraz abartıp tamamen panda olmuş ama olsundu :D Birkaç ponçik gif daha bırakayım..



Sizce de çok tatlı değil mi? ^_^
Birkaç dakika baka durun devam edelim.


Dizide belki de en sevdiğim noktalardan biri ne olursa olsun Enrique ve Oh Jin Rak'ın arkadaş olmalarıydı. Hele öyle bir sahne var ki *tamam tamam sustum*



Bu arada Oh Jin Rak'ın karizması fenaaa değil mi? Adamın paspal hali bile fena kızlar benden söylemesi :)


Dizinin erkekleri ;



BONUSLAR*


*sevmediğim birinin yanından geçerken ben*


*sevmediğim birine attığım bakış*


*hee onu da yaparım derken ben*


*sevimli görünmeye çalışırken ben*

*doğrusunu bildiğim yalanları dinlerken ben*
*yav he he*

*yıkılmadım ayaktayım dedikten 5 dakika sonra ben*

Diziye puanım : 4/5 












21 Nisan 2017 Cuma

Franz Kafka | #franzkafkaokuyoruz

Herkese merhabalar! Bugün farklı bir yazıyla karşınızdayım. İnstagramda #franzkafkaokuyoruz etiketiyle 18 kişi Franz Kafka okuduk ve bu doğrultuda sizlerle de Kafka hakkında bir şeyler paylaşmak istedim. Ardında bıraktığı satırlarıyla bizleri büyüleyen derin düşüncelere salan Kafka kim?
Biraz bunun hakkında konuşayım.

2 Mart 2017 Perşembe

Büşra Yılmaz - Ölüme Fısıldayan Adam | Kitap Yorumu


Yazar : Büşra Yılmaz
Basım Yılı : 2016
Sayfa Sayısı : 418
Yayınevi : Epsilon

"Boşuna ölümü dileme, ölemezsin sen. Çünkü ölmek için fazla ölüsün."


"Yanmış kibrit çöplerini âdeti olduğu gibi mumların altına koyup üzerlerine erimiş mum döktü. Sanki yanan kibrit çöpleri bizdik, mum dipleri de mezarımız... Kibrit çöpü mezarlığı, bizim gibi kırık ve kaybedenler için ne güzel bir benzetmeydi... Yana yana yaşa, yanarak öl ve öldükten sonra da yanmaya devam et. Yanmak tüm varoluşunu tanımlıyormuş gibi..." 
 Geçmişindeki acıların küllerinden doğmuş, zeki bir dolandırıcı... Arı kovanına giren kelebek. Yaşamadığı için ölmeyi bile beceremeyen, hayata küskün bir kız... 
Sudan korkan balık. Tanrı'nın birbirlerinde çare bulmaları için bir araya getirdiği iki kişi. Peki ya, bir gün ömrü olan bir kelebek yarına aşık olursa ne olacak? 
(Tanıtım Bülteninden)


Herkesin övgüyle bahsettiği ÖFA 'yı nihayet okuyabildim. Kitaptan ne beklemem gerektiğini açıkçası pek bilmiyordum fakat Büşra Yılmaz'ın 4N1K'da ne kadar neşeli bir dili varsa bu kitabında ise melankolik bir dili vardı. 
Büşra Yılmaz'ın kendisini pembe ve siyah ruhlu olarak bahsetmesini göz önünde bulundurarak okudum kitabı. Altını çizecek bir sürü satır buldum. Bazı yerlerde nasıl bir ruh haliyle yazıldığını merak edip duraksadığım birçok satır oldu.
Bazı yerlerde intihar düşüncesi kafamda o kadar çok döndü ki kendim için değil Yosun epeyce intihar girişiminde bulunduğu için haliyle okuru da o melankoli içine sürüklüyor.
Okurken ister istemez bir depresyona sürükleniyorsunuz. Yosun ve Özgür'ün yaşadıklarıyla üzüntüyü diplerde yaşadığımı belirteyim. 



Büşra'nın yazım dilini sevdim fakat bu tarz kitapların beni yansıttığını pek düşünmüyorum. Aşırı depresif bir hala büründürdü beni okurken. Mutlu olarak okusam bile kitabı elimde bıraktığımda o mutluluğun yerinde yeller estiğini gördüm. Bu demek oluyor ki Büşra kitabın içindeki hüznü okuruna başarılı bir şekilde aktarabilmiş. Devamını okur musun derseniz okurum. Çünkü Yosun ve Özgür'ün hastalıklı aşkını merak ediyorum fakat bunun dışında bu tarz hüzün barındıran kitapları çok fazla tercih etmeyi düşünmüyorum. En azından sınava hazırlandığım bu dönem içerisinde. Aranızda kitabı merak ediyorum okumak istiyorum diyenler varsa yazım dili ve hikayeyi yansıtma biçimi olarak Büşra harika bir iş çıkartmış tavsiye ederim.
Kitaba puanım : 4/5 

ALINTILAR




"Karanlık geceyi teri edip zihnime doluştu, diye geçirdim içimden. Gündüzlerden tam da bu sebeple nefret ediyordum. Tüm acılarımız günışığında... Saklayamıyoruz ve saklanamıyoruz. "

****

"Duracağın yerden emin değilsen durmayı arzulamayacaksın." Cümlesi bariz bir kampçıydı. Ölünce acılarımın geçeceğinden emin olmayıp ölmeyi arzulamak gibi... Demek istediği, böyle bir şeydi. Anlayıp sustum. Birkaç saniye gözlerimin içine bakıp elini uzattı. "Koşalım. Elbet duracak bir yer buluruz," dedi. Elini tuttum ve düşüncelerimdeki çıkmaz sokağı ve ayaklarımdaki yaraları umursamadan onunla beraber koşmaya başladım. Dedi ya, Duracağın yerden emin olmadan durma, diye. Koşalım, elbet duracak yer bulunur. Evet, ben buldum. Dağınık Saç. Birkaç nefeslik, birkaç dakikalık ya da birkaç günlük... Benim duracağım yer, onun durağıydı.

****


"O kendinden kaçmak için koşardı hep, ben ise nefesim kesilene kadar ona koşardım..."

****


"Özür dilerim, " diye fısıldadım kulağına. "Aptal balık, okyanusunu incitti." "Okyanus, aptal bir balık yüzünden incinmez." "Aptal balık, okyanusunu sinirlendirdi." En duygusuz ses tonuyla, "Okyanus, aptal bir balık yüzünden sinirlenmez," dedi bir kez daha. Özgür sigara dumanına sardığı kelimeleriyle fazlaca acıtmıştı kalbimi. "Aptal balık, okyanusunu seviyor," dedik tüm pişmanlığımla. "Okyanus balığı sevmiyor. " Hafif titreyen sesimle, "Aptal balık birazdan ağlayacak," dedim. "Okyanus... yalan söylüyor."

***


"Geçireyim mi?" dedi bana dönüp. Ben daha cevap bile veremeden eğilip tam boğazımdan öpüverdi. "İki oldu," dedim. "Daha önce beni kalbimin kırıldığı yerden öpmüştün. Şimdi de canımın acıdığı yerlerden öptün. " "Üç oldu belki de..." "Üç?" "Daha önce de, ölemediğin yerlerden öpüp kendime aşık etmiştim. "


Bana ulaşabileceğiniz adreslerim:
İnstagram : @daisyandbook
Facebook : Gonca'nın Dünyasından
gncarazz@gmail.com