13 Temmuz 2017 Perşembe

GKBT 28. TUR | Tadımlık Aşk - Karakter Röportajı


Merhabalar! Sizlere bu sefer harika ötesi bir röportaj getirdim. Üstelik hayati tehlike riskim oldu. Sanırım Burçak ve Dinçer gerçek olsalardı şuan yaşamıyor olabilirdim :D Şaka bir yana çok gevezelik etmeden sizi röportaj ile baş başa bırakıyorum. Umarım bizim kadar keyif alırsınız :)

UYARI : Bu röportajda ben hariç :D tüm karakterler hayal ürünüdür! Vay efendim sonra böyle tatlı atışan romantik bir çift olmak istiyoruz Dinçer'i nereden bulurum demeyin bulamazsınız efenim :D




GONCA : Öncelikle hoşgeldiniz. Ekip olarak ve okurlar olarak sizi daha yakından tanımanın harika olacağını düşünüyoruz. Bize bilinenlerin dışında kendinizden bahseder misiniz? Dinçer - Burçak Soysal nasıl karakterlerdir ?

Burçak: Teşekkür ederiz hoş bulduk. Sanırım inatçı, beceriksiz ve dağınık olduğumu herkes biliyor. (Utangaçça gülümser.) Çok konuşurum ve bunu gerçekten seviyorum. Yalnızken bile kendi kendime konuşursan yalnız olmadığımı düşünüp rahatlarım. İlginç bir özellik sanırım. 

Dinçer: Kesinlikle ilginç bir özellik sevgilim. Ah merhaba. (Sırıtır.) Bilinenlerin dışında bu kadar düzen hastası olmamın sebebi yamuk ve düzensiz duran eşyalara tahammülüm olmadığındadır. Onun dışında kimseye göstermediğim kibar bir tarafım var. (Göz kırpar.)


GONCA: Birde şimdi rolleri değiştirelim Burçak Dinçer’i Dinçer’de Burçak’ı bizim için tanıtır mısın?


Burçak: Dinçer'i anlatmaya bir ömür yetmez. Emin misiniz? (Kocasına dönüp haince sırıtır.) Dediğim dedik, diktatör, vurdumduymaz. Çocuklarına düşkün evet iyi bir baba ama koca olarak pek emin değilim. Biraz önce kimseye göstermediğim kibar tarafım var diyordu. Bu konuda kesinlikle haklı. Ben öyle bir taraf görmedim.

Dinçer: Görüyor musunuz? Her zamanki gibi ağzından bal damlıyor. İnatçı kadının teki! Mesleğini yapabilmesi için iki mağaza ile anlaştı ama evi hala ayakkabılarla dolduruyor. Hala biraz dağınık ama çok şükür yemek yapmayı öğrendi de, ailece hastanelik olmaktan kurtulduk. (Karısına sevecen bir bakış atar.) İyi bir anne, mükemmel bir aşık ve tapılası bir kadın. (Burçak, Dinçer'in koluna sokulur.)

Burçak: İşte böyle de gönlümü almasını bilen bir adam. Sevilesi değil mi sizce de?




GONCA: Bizce de sevilesi Burçak. Konu yemeğe gelmişken ikinizin eminim mutfakta bolca atışması oluyordur. Burçak sence ev hanımı olmak mı yoksa iş kadını olmak mı? 🙂 Cevabını az çok tahmin ediyorum ama bunu biraz da Dinçer'in tepkisi için soruyorum 😀


Dinçer: Ev hanımı olmaya alışmışken onu kışkırtmasan güzel olmaz mı blogger hanım? 

(Bloggera sevimlice gülümser.) 

Burçak: Sen sus bakalım. Bana sordu. (Kızgın bir bakış atar.) Kesinlikle. Ne değişirse değişsin bizim atışmalarımız hiç değişmiyor. Gördüğünüz gibi hâlâ araya girme derdinde. Eskiden olsa bu soruya kesinlikle iş derdim ama şimdi evimde ve çocuklarımın yanında olmak beni daha fazla mutlu ediyor. Tasarım işini evden yapabildiğim için şanslıyım. Çocukların her anına tanıklık etmek ayrı bir duygu. Tarifi yok. (Dinçer, Burçak'ın saçlarına bir öpücük kondurur.) 

Dinçer: Bu cevabı sevdim.


GONCA: Şuan bakıyorum da soracağım sorular arasında tasarımcı olman ile ilgili bir soru daha var. Dinçer azıcık bekleyecek onun için. Bu sorum yine sana. Nasıl oldu da ayakkabı tasarımcısıyken birden kendini asistanlıkta buldun ? 🙂



Burçak: Aslında çok da zor olmadı. (Kahkaha atar.) Bazı patronlar okul okurken deneyim kazanamayacağınızı anlamıyor. Hem diploma hem de deneyim istemek onlar icin basit ama yeni mezun olan biri için bu oldukça zor. Is bulmak beni delirtme noktasına getirdiğinde başka arayışlara girmek zorunda kaldım. Şimdi iyi ki girmişim diyorum.

Dinçer: Bence de kesinlikle iyi ki girmiş. Yoksa benin gibi adamı nerede bulacaktı. (Burçak, Dinçer'e ters bir bakış atar.)




GONCA : Amaaan yeni bir tartışma başlamadan -telaşlanır- okurlardan bolca sormam istenen bir soru var sırada. Burçak senin ayakkabı manyaklığın ve Dinçer senin kravat takıntın nasıl başladı?


Dinçer: Kravat bir takıntı değil asalettir. Takinti olduğunu kim söyledi? (Burçak'a kaşlarını çatarak bir bakış atar.) Gömlek giyip düğmesini kapatmayan adamlardan haz etmem. O düğmeleri iliklensin diye dikmişler değil mi. Ceket giyip gömleğin yakalarını açmak ne demek? Kravat olmadan bir takıma, takım denir mi? Evet sorularım bu kadar. (Kravatını düzeltiyormuş gibi yapar.) 

 Burçak: Yine başladı caka satmaya. Ne söylersen söyle asla takıntı olduğunu kabul etmez. Tıpkı uzun süre işkolik olduğunu kabul etmediği gibi. Bunu kabul etmesi için onu terk etmek zorunda kalmıştım. Inanır mısın? Ben sanırım babamın bana aldığı pembe ayakkabı ile ayakkabılara aşık oldum. Ve o gün bu mesleğe karar verdim. Minicik fiyonklari vardi ve cok güzeldi. O ayakkabılara sahip olmak icin iki gün ağlamıştım. Babam dayamayip sonunda almıştı. 

(Dinçer sır verir gibi bloggera yaklaştı.) 

Dinçer: Hala istediği ayakkabıya sahip olmazsa ağlıyor. Ve ben de tıpkı kayınpederim gibi onun gözyaşlarına dayanamıyorum.


GONCA: (Kahkaha atar)Burçak biliyorsundur ama Dinçer seni fazlaca seviyor. Şimdi ikiniz içinde zor bir soru bence Sevgili Fatma Vural Eminoğlu'ndan geliyor. Dinçer kravat mı Burçak mı? Burçak ayakkabı mı Dinçer mi?


Dinçer: Fatma Hanıma selamlar. Kravat takmadan elbet yaşarım ama Burçak olmadan yaşanır mı hiç? (Karısının elini avuçlarına alıp bir öpücük kondurur.) 

Burçak: Fatmacığım peki sence kocan mı, kitaplar mı diyerek misilleme yapmak istiyorum. (sinsi bir sırıtış) 

Dinçer: Ben hemen cevap verdim. Cevap vermeyi reddettiğine inanamıyorum. 
(Kızgınlıkla başını sallar.) 
(Burçak mutlulukla gülümser. ) 

Burçak: Ayakkabıların canı cehenneme... (Karısına sarılan Dinçer kahkaha atar.)


GONCA : ayy bu haliniz çok tatlı (hayran hayran bakar) Peki kendinize idol aldığınız bir çift var mı? Mesela keşke şu çift gibi olsak dediğiniz bir çift?


Dinçer: Sen de çok tatlısın. (Göz kırpar.) Birini örnek almak bizim için imkansiz. Çünkü Burçak eminim bildiğini okumaya devam eder. 


(bloggerın kalp atışları hızlanır.)

Burçak: Tatlı olduğunun ben de farkındayım ama fazla sırnaşma istersen Dinçer! Evet Dinçer'in tatlı olduğunu ilan ettiği blogger ben onların bizi örnek almasının daha doğru olacağını düşünüyorum. Sonuçta böyle bir kocayı zapt etmek oldukça zor. Ve ben bunu başardım. (Göz kırpar.)

(Blogger sandalyesine iyice yapışır.)



GONCA : Eyvah ortalık karıştı. Burçak'tan azıcık tırstım.Ben tatlı olmayı bırakıyorum yeter ki siz kavga etmeyin.Sıradaki soruma geçiyorum. Hikayenizin çoğunu biliyoruz fakat yine de sormak istiyorum. Düğün gününüzden bahsedebilir misiniz? Birbirinizi gelinlik ve damatlık içinde gördüğünüzde “Ben doğru insanı seçmişim” dediniz mi yoksa “Allah’ım biz bu duruma nereden geldik?” diyen çiftlerden miydiniz?

Burçak: Biz hep böyleyiz küçük hanım. Korkacak bir şey yok. (Tebessümle bloggera bakar.) Ben bir rüyada olduğuma kesinlikle emindim. Ve uyanmaktan çok korkuyordum. 

Dinçer: Ben sonunda onu evliliğe ikna etmiş olmanın zaferini yaşıyordum ve ellerimin arasındaki periyi kimseye kaptırmamaya niyetliydim.


GONCA :
Evet sayın okurlar alabildiğince kıskanılası cevaplar okuyoruz. (Birazcık kıskanır ve yeni soruya bakar.) İkinizde başka bir meslek seçecek olsanız hangi meslekleri seçerdiniz ? Mesela Burçak oyuncu olsaydı Dinçer ne yapardın *sinsibloggergülüşü*





Dinçer: Tatlı dedik acılı adanaya dönüştünüz sevgili blogger hanım. Direkt katil olurdum. Sen de röportaj yapmak yerine ziyaretime gelirdin. (Sakinleşmeye çalışır.) Sanırım toprakla uğraşırdım. Emin değilim. 


Burçak: Bence de kesin katil olurdu. Bu adam dozajında kıskanmayı hiç bilmiyor. Sanırım oyuncu olurdum demeye korkuyorum. O yüzden belki senarist olabilirdim. Bir tane yazdığım senaryo vardı hatırlarsan. (Dinçer'e sinirli bir bakış atar.) Ama kocam o işime de taş koydu. Sırf sonunu beğenmedim diye. (Dinçer umursamaz görünmeye çalışır.)


GONCA : Elçiye zeval olmaz sevgili çiftim bunlar ortak sorular. Asıl kurban ben olacak gibiyim. Tatlı sorularla devam edeceğim merak etmeyin. Sizce aşk tadımlık mıdır yoksa doyumluk mudur? *cevabını bildiği halde soran blogger emojisi*



Dinçer: (Aşkla karısına bakar.) Doğru insanı bulduğunuzda tatlı bir doyumluktur. Burçak: Dinçer yine kendine has cevap verdi. (Gülümser.) Bence acısıyla, tatlısıyla ömürlüktür. Acıyken bile o aşkın tatlı tadını hissedebiliyorsanız dünyanın en şanslı insanı sizsiniz demektir. 

GONCA: Sanırım röportaj başına uyarı koymam gerekecek. Fazlaca kıskanılacaksınız. 🙂 Şimdi sizlerden cümlemi tamamlamanızı istiyorum. Aşk benim için …. 

Dinçer: Takıma uyan mükemmel bir kravat demektir. (Burçak omuzuna vurunca kahkaha atar.) Ailemdir. (Mutlu bir gülümseme.) 

Burçak: Her şeye birlikte göğüs gerebilmektir. Bir de Dinçer ile çocuklarımın ortak hediye ettiği ayakkabıda olabilir. (Sırıtır.) 

GONCA : Birbirinizin bir huyunu değiştireceksiniz (ayakkabı deliliği ve kravat takıntısı dışında) hangi huyunu değiştirirdiniz? 

Burçak: Tabi ki simetri takıntısını. (Gözlerini bıkkınlıkla devirir.) Bu adamın tek sorunu kravatlar değil inan bana!!! 

Dinçer: Çenesini. Kesinlikle çenesini... (Somurtur.) 




GONCA : Didişmelerinize alışmışken yavaş yavaş sona yaklaşıyoruz.Dinçer, Burçak’ı ilk gördüğünde duygu olarak ne hissettin? 

Dinçer: Anlamsız bir heyecan. Durduk yere neden heyecanlandığımı bilmiyorum. Bir de epey yüklüce tutku. Detay vermesem daha iyi olur. (Haince sırıtır.)

GONCA : Aman Dinçer dikkat. Blogumun kapatılmasını istemeyiz. (sırıtır daha sonra hüzünlenir) Her güzel şeyin sonu var derler. Son sorumu soruyorum. Birbirinizin yanındayken aşk dışında hissettiğiniz en yoğun duygu hangisi? 

Dinçer: Bunu ben de istemem. (Ağzına fermuar çeker gibi yapar.) Kimse inanmayacak olsa da Huzur. Evet, laf dalaşı yaparken bile o huzur benliğini koruyor. ( Karısına sarılır.) 

Burçak: Sadakat ve şefkat. Daima bana ait olacağını biliyorum. Ve onu sarıp sarmalamak istiyorum. 

Dinçer: Emin ol sarıp sarmalıyor. (Sırıtır.) 

Burçak; Şu anın içine etmesen olmazdı zaten. (Olumsuzca başını sallar.) 

Dinçer: Şefkatinle boğ beni. (Burçak dayanamayıp kahkaha atar.) 


GONCA : (elindeki sorulara bakar başka bir soru olmadığını görür) Sorularım bu kadardı. (hüzünlenir ve üzülür) Bu harika röportaj için ikinize de çok teşekkür ederim. Son olarak söylemek istediğiniz şeyler var mı? 🙂 

(Burçak ve Dinçer bloggerin üzüntüsüne ortak olur.)

Dinçer: Her anından keyif aldık. Asıl biz çok teşekkür ederiz. Bizi okumaya ve takipte kalmaya devam edin. Ansızın bir yerden çıkabiliriz.

Burçak: Kesinlikle çıkarız. Üzücü sona geksek de bu harika sohbet için çok teşekkür ederiz. Hayatınızdaki her anın ve sevdiklerinizin kıymetini bilin. Ve daima gülümseyin. Kendinizi bu özgürlükten mahrum bırakmayın. Mutlu olun.

GONCA : Yeni röportajlarda görüşmek dileğiyle :)
Bu yazıyı da şahane bir gif ile bitiriyorum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder