28 Eylül 2015 Pazartesi

Tesadüf - Jamie McGuire | Kitap Yorumu


Kitabın Orjinal Adı : Happenstance1
Yazar : Jamie McGuire
Çeviri : Boran Evren
Yayınevi : Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı : 149
Basım Yılı : 2015

Herkese merhabalar! Yepyeni bir yorumla yine karşınızdayım :) Güven Bana'dan sonra biraz kendimi dinlendireyim istedim fakat baktım Tesadüf kitaplığımdan oku benii diye göz kırpıyor, baktım zaten kısa okuyayım sonra dinlenirim dedim.  

25 Eylül 2015 Cuma

Şüheda Aksu - Güven Bana | Kitap Yorumu


Yazar : Şüheda Aksu
Yayınevi : Fenomen Kitaplar 
Sayfa Sayısı : 445
Basım Yılı : 2015
                                                       

"Armin, geçmişin gölgeleriyle yeni bir hayata başlamaktadır. Ağabeyinin gözlerinin önünde öldürülmesiyle birlikte mutsuz geçirdiği yıllardan sonra zorla taşındığı şehir ona hem yeni acılar hem de huzur getirecektir. Eski hayatını ve arkadaşlarını geride bıraktıktan sonra yaşadığı ilk yenilik Serenler Koleji'dir. Karşısına çıkan yeni insanlara güvenip kendisinin bilmediği sırlar engel olacaktır her seferinde. "Kimseye güvenme," sözleriyle büyümüş bir genç kız iken ailesine göre en yanlış kişiye güvenecektir. Peki ya aşk? Acılarının arasında kaybolmuş kırık kalbi hazır mıdır yeni bir duyguya? En az kendisi kadar mutsuz ve zor bir hayat yaşayan donuk maviler mi ısıtacaktır buzlanmaya yüz tutmuş kalbini, yoksa kokusunu oksijenle bir tuttuğu gri, yeşil karışımı gözlerin sahibi mi?"





Herkese merhabalar! Yepyeni bir yorumla karşınızdayım!  
Kitaba Wattpad kitabı olduğu için biraz ön yargıyla başladım fakat okudukça bu ön yargım kalktı. Yazarın anlatımı gayet iyiydi. Doğrusunu söylemek gerekirse bir sürü hata ve anlatımda tuhaflıklar bekliyordum ki hiç öyle değildi. Sanırım kitaplara başlarken ön yargıyı kaldırmalıyım. :)       

24 Eylül 2015 Perşembe

Aleatha Romig - Röportaj

Herkese merhaba ve iyi bayramlar! Sizlere şeker tadında bir röportaj getirdim.Bu benim ilk yabancı yazar röportajım ve elbetteki çok büyük heyecan demek benim içim. Aleatha Romig çok samimi bir yazar kendisine röportaj teklif ettiğimde anında kabul etti ve bu güzel röportajı gerçekleştirdik. Umarım sizlerde büyük bir keyif alırsınız. Keyifli okumalar dilerim :) 

1-      Bize biraz kendinden bahseder misin? 
Merhaba! Ben Tutku Oyunları serisinin yazarı Aleatha Romig. (  3 serim daha var : Tales From the Dark Side – tek kitaplar, The Infidelity serisi – ilk kitap Betrayal 13 Ekim 2015te çıkacak ve the Saved serisi, 2016’nın yazında gelecek çift.) İki yıldır tam zamanlı bir yazarım. Bunun öncesinde gündüzleri diş hijyenisti olarak çalışırken geceleri yazdım. Otuz yıldır lise aşkımla evliyim. Üç tane yetişkin çocuğumuz var. Yazmayı, okumayı ve güneşte vakit geçirmeyi seviyorum!


2- Ne zaman ve nasıl yazmaya başladın ? 

Yazmaya 2009’da başladım. Tutku Oyunları benim ilk kitabım. Eşim 2008’de işlerini değiştirdi ve geceleri çalışmaya başladı. Iki büyük çocuğumuz üniversite için uzaktaydı. Ben bir hikaye içinde kaybolmaya karar verdim. Kendi hayatım benim kontrolüm dışındaydı, bu yüzden sığınağı Tony ve Claire’nin hayatlarını kontrol etmekte buldum. Tutku Oyunları'nı kendim için yazdım. Yarım milyon okuyucuyla sonuçlanacağını asla tahmin etmezdim!

3-  Dünyanın her yanında okuyucun olması nasıl bir duygu ? 

Olağanüstü hissettiriyor. Türkçe kapağını seviyorum. Çok güzel. Ayrıca sayfaları görmek,  Tony ve Claire isimlerini tanımak ama başka hiçbir şey okuyamamak da çok garip.


4- Yazarken nelerden ilham alırsın? 

Hikayeleri seviyorum. Hikayelerin içinde bir okuyucu ve yazar olarak kaybolmayı seviyorum. Umarım benim diğer kitaplarda bulduğum gibi  benim yazılarım da okuyuculara gerçek hayattan bir kaçış sağlar. Eğer benim sözlerim bunu yapabilirse ve insanlara gerçek duyguları hissettirebilirse, çok mutlu olurum. Bunu bilmek, bana ilham veriyor.



5- Serinin ilk kitabı geçen günlerde ülkemizde yayınlandı. Bize serinin diğer kitapları hakkında küçük bir ipucu verebilir misin? 

Tutku Oyunları aslında tek bir kitap olarak yazıldı. Ancak, Tony ve Claire’in epik hikayesi beş tam uzunlukta roman ve iki novella haline geldi.  Tüm seri hayatlarının sekiz  yılını kapsıyor.  Bu birçok inişlerin ve çıkışların olduğu bir yolculuk. Şu anda inandığınız birçok şey değişecek, özellikle ikinci kitap TRUTH’u okurken. Umarım bir gün tüm kitaplara Türkçe olarak sahip olursunuz



6- En büyük hayalin nedir? 
Hayalimi yaşadığımı düşünüyorum. Her bir kitabımın en sonuncusundan daha çok sevilmesini hayal ediyorum. Yaptığım şeyi ve onun hem bana hem de eşime verdiği esnekliği seviyorum. Ailemiz ve çocuklarımız için harika oldu.


7- Sen de karakterin Tony gibi  kuralcı ve planlı biri misin? 

Tony kişiliğini herhangi bir yerden alır. Ama ben öyle kontrolcü değilim. O birçok kişinin ve karakterin bir birleşimi. Tony hakkında çok daha fazlası var. Seriler ilerledikçe daha fazla öğreniyorsunuz.



8- Hangi yazarları takip ediyorsun? 

Jodi Ellen Malpas, Pepper Winters, CJ Roberts, Greg Isles, K. Bromberg, Laurelin Page, Lauren Blakely ve daha bir çoğu.. 



9- Yazar olduktan sonra hayatında neler değişti?

Programım. 7.30’dan 17.00’ye kadar çalışırdım. Şimdi haftanın 7 günü 24 saat çalışıyorum. Sabah 3te uyanırım ve yazarım. Gün içinde iki saat uyuklayabilirim. Sürekli düşünüyorum, kurguluyorum ve sosyal medyayla etkileşim halindeyim. Bu birçok iş demek. Ben yazma “işi” hakkında çok şey öğrendim ve onun her bir dakikasını sevdim.


10- Türkiye’ye gelmeyi düşünüyor musun? 
İsterdim! Bana yardım edecek birisine ihtiyacım olacak. Sizin dilinizi konuşamıyorum.


11- Son olarak Türk okurlarına neler söylemek istersin? 

Teşekkür ederim! Tony ve Claire’in hikayesini bulduğunuz için teşekkür ederim. Onu sevdiğiniz için teşekkür ederim. Beni facebooktan, twitterdan ve instagramdan takip ettiğiniz için teşekkür ederim.  Onların diğer hikayelerine sahip olmanız için sabırsızlanıyorum!!! 

Dipnot : Çeviriler konusunda bana yardımcı olan canım Feyza ablama çok teşekkür ederim. İyi ki varsın :)

21 Eylül 2015 Pazartesi

Stephanie Perkins - Lola ve Komşu Çocuk | Kitap Yorumu

Kitabın Orjinal Adı : Lola and the Boy Next Door
Yazar : Stephenie Perkins
Çeviri : Aslı Tümerkan 
Yayınevi : Yabancı Yayınları 
Sayfa Sayısı : 320
Basım Yılı : 2015


"Geçmişimde kalan çocuk, gelecekteki aşkım olabilir mi?"

Herkese merhabalar! Tatlı mı tatlı bir kitabın yorumuyla karşınızdayım. Kitap gerçekten çok tatlı bir kitap gerek kapağı gerekse cildiyle gerçekten çok tatlı bir kitap.

18 Eylül 2015 Cuma

Aleatha Romig - Tutku Oyunları | Kitap Yorumu


Kitabın Orjinal Adı : Consequences
Yazar : Alatha Romig
Çeviri : Gizem Yeşildal
Yayınevi : Arkadya Bitter
Sayfa Sayısı : 639
Basım Yılı : 2015

"Aşkta yababileceğiniz en kötü şey onu inkar etmektir."

Herkese merhaba! Yeni bir yorumla tekrar karşınızdayım. Kitabı nasıl anlatmaya başlasam bilemiyorum. Öncelikle kitabın başında bir uyarı ibresi yer alıyor. O uyarıyı sizlerle paylaşayım.
Tutku Oyunları serinin birinci kitabı ve oldukça etkilendim kitaptan. Okumaya başlamadan önce bir gözüm korktu çünkü kalın kitap okumayalı baya oluyor. Okurken de bazı yerlerde sıkıldım fakat bu tamamen benimle ilgili. Ablama sürekli bitmeyen kitap yapmışlar yahu sonunu çok merak ediyorum dedim ki okuduğum kesinlikle deydi ve o sıkıldığım bütün yerleri sonunu okuyunca unuttum. Neyse biraz kitabın içeriğinden bahsedeyim sizlere. Claire Nichols barda çalışan, hayatı sıradan olan bir kızdır. Ta ki Anthony Rawlings ile tanışana kadar. Anthony zorba, acımasız, gözü kara ve benim söylemimle gıcıkların efendisi. Claire Anthony ile tanıştıktan sonra hayatı gelgitli bir hal alır ve hiç düşünmediği hem kötü hem de güzel olan bir hayatın ortasında bulur kendini. Şimdilik bu kadar içerik vereyim yoksa spoiler verme ihtimalim yüksek. Kitabın tasarımına ve yazarın anlatımına değinmek istiyorum. Kitabın tasarımı gayet hoş ve bölüm başlarında sözler yer alıyor ve beğenip bir sürü işaretleyebileceğiniz alıntılar var.Kitabın tek kusuru Tutku Oyunları yazsının zamanla siliniyor olması bu yüzden çok dikkatli okudum kitabı. 
Yazarın anlatımı da gayet sürükleyiciydi. Okuduğum bir bölüm içerisinde diğer bölümde neler olabileceğini hem tahmin edip hem de o konularda yanılabiliyorsunuz. Karakterler konusunda hala bir şeyler tuhaf bende hem sevdim hem de sevmedim çok tuhaf gelgit yaşadım. Ama son kararım Anthony'i sevmedim. Ben kitabı başta aşk hikayesi olarak düşündüm ki kesinlikle yanılmışım çok farklı bir hikaye. Ve sonu çok şoka uğrayacağınız bir şekilde bitiyor. Serinin ikinci kitabı için dört gözümü açtım bekliyorum o derece diyebilirim. Kitabı okumayı düşünler varsa kesinlikle okumalısınız tavsiye ediyorum. Ve son olarak sizler için hazırladığım birkaç alıntı görseli var.
Bir de kitap için oyum : ❤❤❤❤❤

16 Eylül 2015 Çarşamba

Ecem Altınok - Beyaza Tutsak | Kitap Yorumu



Yazar : Ecem Altınok
Yayınevi : Olimpos Yayınları
Sayfa Sayısı : 319
Basım Yılı : 2015



"Aşk onun için sadece beyaza tutsak olmaktı.."

Herkese merhabalar! Beyaza Tutsak kitap yorumuyla karşınızdayım. Kitabı okuyalı epey oldu fakat bir etkinlik doğrultusunda okuduğum için yorumunu ancak girebildim. Öncelikle kitabın kapağına ve iç tasarımına değinmek istiyorum. Şuan ki kapak kitabın ikinci kapağı iyi ki değiştirmişler diyorum çünkü ilk kapak çok basitmiş. Şuan ki kapak tam kitabın içinin dışa yansımış hali diyebilirim. Ben beğendim fakat keşke yazar adı daha farklı bir fontla yazılsaydı. İç tasarımı da gayet hoş fakat  editörün gözünden çok ufak bir şey kaçmış 3 ve 4. bölüm bir bölüm olarak yer alıyor içinde. Neyse tam yoruma geçmeden önce sizlere biraz kitabın konusundan bahsetmek istiyorum. Hazan'ı kardeşi Hakan uyuşturucu bağımlısıdır. Fakat kendisinin bağımlı olduğunu kabul etmez. Hazan'da küçük yaşta ailesini kaybettiği için kardeşi Hakan'ı da kaybetmek istemez. Tedavi sürecini ise daha önceden denemişlerdir fakat onlar için çok yıpratıcı olmuştur. Hazan artık Hakan için her şeyi yapmayı göze almıştır. Ona uyuşturucu almak için gittiği yerde uyuşturucu satıcısı olan Aral ile karşılaşır. Fakat Aral ile tanışmaları birkaç gün önce farklı bir şekilde olmuştur. İşte Hazan, Hakan ve Aral'ın macerasının bir kısmı böyle. Sıra yorumda..

Kitabı elime ilk aldığımda çok hızlı ilerleyen bir kitaba benziyor demiştim ki öyle de oldu. Kitabın gerek konusu gerekse Hazan'ın iç dünyası okurken sizi içine çekiyor ve daha ilk sayfalarda odaklanabiliyorsunuz. Fakat benim kitapta rahatsız olduğum birkaç nokta vardı. Mesela zaman atlamaları gibi. Zamanın nasıl atladığını anlamadım ve sanki bütün bu yaşananlar bir gün içerisinde olmuş gibi geldi bana.O yüzden bu konuda biraz sıkıntı yaşadım ama sonlara doğru zaman atlamaları daha belirgindi. Birkaç tane de mantık hatası vardı fakat kitabı okuyalı epey olduğu için şuan onları pek hatırlamıyorum fakat kitabın yazarın ilk kitabı olduğu göz önünde bulundurulduğunda gayet iyi bir kitap. Ben severek okudum ve bir sürü alıntı çıkardım. İki tanesini de sizler için görselleştirdim. Kitabı bitirdiğimde tatmin olmuştum yarım bırakılmış hissi olmadı ki bu beni daha bir mutlu etti.
Son olarak da kitaba oyum :
❤❤❤❤



14 Eylül 2015 Pazartesi

Garip Sorular Etkinliği

Merhabalar! :) Kitap Sahili blogu beni mimlemiş daha önce böyle bir etkinlik yapmamıştım kendisine teşekkür ederim.

1) Bu aralar hiç durmadan dinlediğin bir şarkı var mı yani bağımlılık yapan?
 Sizlerde bağımlılık yapar mı bilmiyorum ama Ellie Goulding - Beating Heart ve Cem Belevi'nin Sor şarkısını dinliyorum.

2) En son ne zaman yaralandın veya başına kötü bir şey geldi?
Ağustos ayının son haftası düştüm ve kolum feci bir şekilde yaralandı. :(

3) Seni en çok ne kızdırır ? (Sanalda/Gerçekte)
Samimiyetsiz, kendini dünyanın merkezi sanan egoist insanlar ve görmezden gelinmek.

4) En son ne zaman bir şeyi izlerken veya yaşarken duygulandın ve ağladın?
Bir şey izlerken ne zaman duygulandım hatırlamıyorum ama dün Atatürk Köşkü'nü gezerken duygulandım fakat ağlamadım.

5) Kendini üç kelime ile tanımla?
Bu biraz zor bir soru.. İnatçı, şanssız ve kitapkolik.

6) Evde boş boş otururken ne yaparsın?
Youtube'dan çok sevdiğim dizilerin bölümlerini tekrar izlerim veya kitap okurum.

7) En sevdiğin blogger kim?
Eren Nadir Akşamoğlu'nun blogunu ve samimiyetini seviyorum.

8) Hayatta en çok neyi seversin?
Bu soruya tek bir cevap verilmez. Ailemi, kitaplarımı, papatyaları ve tabi ki çikolatayı :)

9) Diyelim ki suçsuz yere suçlanıyorsun, onlara ne dersin?
İster inanın ister inanmayın kimseyi kendime inandırmak zorunda değilim derdim sanırım.

Bende Mor Düşler Kitaplığı ve Son Sayfası Hayat bloglarını mimliyorum :)

6 Eylül 2015 Pazar

Kafes Josh Malerman | Kitap Yorumu



   Yazar : Josh Malerman
   Kitabın Orjinal Adı : Bird Box
   Yayınevi : İthaki Yayınları
   Sayfa Sayısı : 330
   Basım Yılı : 2015
   Çeviri : Aslı Dağlı


 Sakın gözlerini açma!

Herkese merhabalar!
Bir haftadır elimde dolanıp duran Kafes kitabını nihayet bitirdim. Kitabın kötü olmasından bu kadar uzun sürmedi tabi ki tamamen benimle alakalı. Yoksa kitap oldukça güzel ve harika bir kitaptı! Kitabı okurken reading slumpa girdim ve inanın kitabın 330 sayfası sanki 3330 sayfa oldu. Kitabı yorumlamam gerekirse,ilk önce kitabın tanıtım yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum.

"Görülmemesi gereken korkunç bir şey... Ona atılan bir bakış kişiyi ölümcül bir deliliğe sürüklüyor. Ne olduğunu ve nereden geldiğini kimse bilmiyor.
Malorie ve iki çocuğu, olayların başlangıcından beş yıl sonra hayatta kalmayı başarmış bir avuç insanın arasındaydı.Nehrin kenarındaki terk edilmiş bir evde çocuklarıyla yaşayan Malorie, ailesinin güvende olabileceği bir yere gitmenin hayalini kuruyordu.Fakat onları bekleyen yolculuk tehlikelerle doluydu. Tek bir yanlış hamle ölümlerine yol açabilirdi. Ve onları takip eden bir şey vardı. Bu bilinmeyene doğru gözbağının karanlığında yaptığı yolculukta Malorie sık sık geçmişi hatırlıyordu. Bilinmez tehlikenin karşısında bir araya getirerek hayatta kalmaya çalışan, kendisini de aralarına kabul ederek onu da kuratar ev arkadaşları teker teker aklına geliyordu ; Bir zamanla yabancı olan bir grup insanın birer birer kapısını çaldığı evde kurdukları ortak hayat..Ancak sağ kalan ve kapılarını çalan insanlar arttıkça ortaya yüzleşmeleri gereken bir soru çıkmıştı : Herkesin aniden delirdiği dünyada kime güvenilebilirdi?"



Kitabın yorumuna artık gelmem gerekirse, kurgusu gerçekten harika ve çok merak ettiriyor.  Malorie çok güçlü bir karakter. Kitap boyunca kendime "Acaba ben böyle bir şeyle karşı karşıya kalsaydım ne yapardım?"diye sordum. Sanırım ben Malorie kadar güçlü olamaz ve kafayı yerdim. Çünkü bir müddet sonra göz bandıyla karanlıkta yaşamak insanı delirme raddesine getirir.Aslında bir nevi reading slumpa böyle bir kitapla yakalandığım için mutlu oldum çünkü başka türlü bir kitap olsaydı mesela romantik bir kitap olsaydı sanırım kitabı yarıda bırakabilirdim.Kitabın kurgusu başta da söylediğim gibi oldukça harika ve sonunda ne olacak deyip bir solukta bitirmek istediğiniz türden. Kitapta benim en çok etkilendiğim kısım ise kuşlarla ilgili olan kısımlardı. Okuduğunuzda sizinde bana hak vereceğinizi düşünüyorum. Birde bitirdiğimden bu yana kitapta yazan bir cümle beynimde tekrar ediyor."İnsanoğlu aslında korktuğu yaratığın ta kendisidir." bu sözü sanırım kolay kolay unutmayacağım. Bu kitap için başka bir düşüncem ise keşke film olarak izleyebilsek oldu. Öyle bir düşünce var mı kitap hakkında bilmiyorum ama harika bir film olurdu herhalde. 
Son olarak kitaba oyum :
❤❤❤❤

1 Eylül 2015 Salı

Merve Akıncı | Röportaj

Öncelikle klasik soru ile başlayalım. Merve Akıncı kimdir, günlük hayatında neler yapar, nelerden hoşlanır?

- Merve Akıncı üniversiteden yeni mezun olmuş, toy, henüz hayatla yeni tanışmaya başlamış 23 yaşında, günlük hayatında kendini yazmaya ikna etmeye çalışan, fotoğraf çekmeyi ve çekilmeyi seven, gezmeyi her şeyden seven bir genç kızdır.

Peki yazmaya nasıl ve ne zaman başladın?

-2013 Aralık'ında başladım herhalde. Çok hatırlamıyorum. Wattpad'i bir şekilde keşfedip hikayeler yazmaya başlamıştım. Beğendiğim gibi beğenmediğim de çoktu. Biraz inada bindirdim işi. Bu kötüler bu kadar çok seviliyorsa ben daha iyisini yazar sevilirim mantığıyla başlamıştım.

Wattpad demişken, orada ilk yazmaya başladığında hiç aklında yazdıklarını kitaplaştırmak gibi bir düşünce var mıydı?

-Tabi ki yoktu.İnsanlar bize kızabiliyor madem kitap olacaktı neden başladın diye isyanları çok okuyorum. Asla kitap olacağı aklıma gelmezdi. Bunu da netleştirmiş olayım.

Bu süreç senin için kolay olmamıştır.Peki nasıl karar verdin, sonuçta senin hayatının değişmesine neden olacak bir karardı?

-Hayatımı değiştirdiği kesin ama hiç olumsuz açıdan bir şey düşünmedim. Kolay karar verdim. Wattpad'de yazıp keşfedildiğinizi düşünün. Tam bir masal başlangıcı gibi.

Kesinlikle bende aynı fikirdeyim. Severek okuduğum çoğu yazar Wattpad'de yazıyor. Bir de kitaplarına geçmeden önce benim de epeyce merak ettiğim ve duyduğum bir soru var. Yirmi Altı'ya ne olacak? En son Ankara imza gününden sonra yaptığın Periscope yayınında açıklamıştın fakat izlemeyenler için bir daha açıklar mısın?

-Yirmi Altı için fikrim sürekli değişiyor. Son düşüncem, Efsunlu Adamlar'ın ilk serisi yani şimdiki bittikten sonra ona devam etmek. İlginç bir şekilde çok sevilip merakla bekleniyor.Onu harcayacak değilim.

Efsunlu Adamlar çok harika bir hikaye.Ona da değinmişken, o kitap olacak mı? En son öyle bir düşüncenin olduğunu söylemiştin?

-Öyle bir ihtimal yazdığım her şey var artık :) Şahmelek'le başlayan ve süregelen çalışıyor olduğum bir yayın evi var.Dolayısıyla ihtimal dahilinde.

O zaman her yazdığını kitap kokulu bir şekilde okuyabileceğimizin müjdesini buradan verelim. Şahmelek'e tekrar değinmişken bize ondan bahsedebilir misin? İlk kitabın olduğu için yeri sende çok farklıdır. İde ve Aslan'ın aşkı, hele aynı rüyayı görmeleri benim hiç aklımdan çıkmayan bir kısımdı.Kitap olarak elinde tuttuğunda neler hissettin?

- Kesin konuşmayıp kitaplar konusunda kısmet diyelim :) Şahmelek ilk göz ağrım elbette. Keşfedilip sevilmemin yegane sebebi her şeyden önce. Kurgusu masalsı. Bilerek o şekilde düşünüp kurguladık. Hayatta her şey yeterince kötüyken biraz kafa dağıtıp iyi bir şeylere inanmak iyi gelir diye düşündüm.Kitap olarak elime ilk aldığımda adapte sorunu yaşadım :) Kitabı başka Merve Akıncı yazmış gibi geliyor dediğim çok oldu ama ayrı bir gurur tabi ki.

İkinci kitabın olan Senli'ye gelelim. Senli çok yoğun duygular barındırırken aynı zamanda çok sürpriz bir sonu vardı. Şahsen ben okuduğumda hazmetmem birkaç günümü almıştı. İlk defa bir kitabın sonunun mutsuz olmasına olumlu baktım. Bu konuda olumsuz tepki almaktan korktun mu? Sonuçta okurlar genelde mutlu son istiyorlar.

- Tabi ki çok korktum. Editörümle alay ediyordum hatta. "İmza günlerinde gelip de boynuna sarılırken beni boğmaya çalışanlar olursa direkt sana yönlendireceğim. O yaptı diyeceğim." diye baya üstümden sorumluluğu atmaya çalışıyordum :) Ama okurlarım da tıpkı benim gibi Senli'ye bu sonu yakıştırdılar. Başka bir sonunun romanı ne kadar klasikleştireceğini fark ettiler.

Epeyce geniş bir okuyucu kitlen var bu seni korkutmuyor mu?

-Hayır, bu beni mutlu ediyor. Alışması zor, değişik bir his her yerden izlenmek ve takip edilmek ama hoş da. Daha da büyüyeceğimize inanıyorum.

Bir okuyucun olarak benim de bundan hiç şüphem yok. Yazdığın kadar kitap da okuyorsun bildiğim kadarıyla. Peki senin için bir kitabın olmazsa olmazları neler? Kitap alırken genelde nelere dikkat edersin?

-Kitap alırken konusunun özgünlüğüne, dikkat çekiciliğine bakıyorum öncelikle.Yazdığım şeyleri okumayı sevdiğimden daha çok romantik tercih ediyorum. Dilinin geçmiş zaman olmasına da dikkat ederim mutlaka.

Uzun olarak son sorum. Okumayanlar için kitaplarını nasıl anlatırsın?

-Bu konuda çok kötüyümdür :) Kitaplarımı yazabiliyor ama anlatamıyorum. Çünkü bana göre birkaç cümlede özetlenemeyecekler gibi. İçlerinde küçük küçük ince detaylarda büyük anlamlar gizli. Mutlaka altını çizebileceğiniz iki kitabım var. En az bir çizik garantisi veriyorum.


KISA KISA

En son okuduğun kitap?
-David Levithan, Her Gün
En son izlediğin film?
-Walking On Sunshine
En sevdiğin yazar ve kitabı?
-Erdal Demirkıran, Sen Şimdi Gidecen Ya Cehennemin Dibine Git
En sevdiğin şarkıcı ve şarkısı?
-Ay buna asla bir tane cevap veremem ki ya.. Bu ara taktığım The Black Keys - Tighten Up var.Ama bu sürekli değişiyor.
Keşke ben yazsaydım dediğin kitap?
-Başka Dilde Aşk, Mia Sheridan

Kendini bir kelime ile tanımlasaydın bu hangi kelime olurdu?
-En ağır basan özelliğim olan "tembellik" seçiyorum.:)
Hayatta asla tahammül edemeyeceğin şey?
Taklit edilmek.
Asla yapmam dediğin şey?
Fotoğraf çekmeyi bırakmak.

Bütün sorularım bu kadardı. Vaktini ayırıp röportaj yapmayı kabul ettiğini için çok teşekkür ederim.Umarım keyif almışsındır.
-Çok keyif aldım hem de orjinal bir röportaj olduğu kesin. :) Teşekkür Ederim :)